18 Aralık 2017 Pazartesi
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Şehir Tiyatroları ve sevincim

Mevlüt Soysal

11 Şubat 2017 tarihli yazısı

Eşim “Bilet kalmamış” deyince üzülmek yerine sevilmeyi yeğliyorum.

Onca insanın günler öncesinden Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ne gidip bilet alması ya da internet marifetiyle rezerve yapması benim istediğim gün tiyatro izlememe engel ve bu kötü…

Fakat toplumun Şehir Tiyatroları’na gösterdiği ilgi, kent adına, sanat adına, tiyatro adına harikulade…

Bugün en popüler oyuncular ve en popüler tiyatrolar salonları doldurmakta güçlük çekiyor.

Şehir Tiyatroları ise tıklım tıklım…

Bundandır şöyle karşılık veriyorum eşime:

“Sevindim.”

“Ama gidemeyeceğiz.”

“Ben sana küçük bir skeç yaparım.”

***

Biz eleştiriyi bir yaşam şekli olarak kendine seçenlerin yıllar önce dillendirdiği bir cümle vardı:

“Şehir Tiyatroları Yahya Kaptan’a sıkışmış…”

Malum, Yahya Kaptan ve çevresi orta halli ve üstü insanları yaşadığı bir bölge… Yani, eleştirilerde mesaj şu:

“Şehir Tiyatroları’na küçük bir elit azınlık ilgi gösteriyor.”

Kentin diğer bölgeleri yok…

Diğer ilçeler yok…

Bugün itibariyle yaşananlar, salonların dolması, görücüye çıkan oyunların kent tarafından konuşulması, yıllar önce yapılan eleştirilere bir tekzip niteliğinde…

Şehir Tiyatroları kentle bütünleşmiş bugün…

Biz Türkiye’nin aydınlanmasının yolunu sanatta görenler için umut verici bir durum…

***

Diğer yandan dün, “Bilmem kim oyuncu genel sanat yönetmenine tepki gösterdi”, “Genel sanat yönetmeni, o oyuncuların hedefinin aslında şu olduğunu söyledi”, “Bir kısım oyuncular şundan şundan dolayı kadrodan çıkartıldı”, vesaire…

Dün gazeteler sıkça bu tip haberlerle doluydu.

Şimdi ise yok…

Yönetimdeki birlik be beraberlik; yönetimdeki ortak ses; ortak aklın tüm birimlerde kullanılması ve saygı, bu tip haberleri gazete sayfalarından söküp attı.

Tiyatroyu yöneten Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve yine tiyatroyu yöneten sanatçılara teşekkür etmemiz gerek…

Bu güzelliğin sebebi onlar…

***

Son olarak sanat risktir…

On yılı aşkın süre önce Muhsin Ertuğrul’da Godot’yu Beklerken’i izlediğimde (On yılı aşkın süredir ayda bir anlatıyorum) oyun çıkışında bilgisi gözlerinden fışkıran bir tiyatrocu ağabey şöyle demişti:

“Hiç olmamış. Ne bileyim, böyle bir alaturka hal, böyle bir Anadolu ağzı, böyle bir…”

Diğeri ise söze karışmıştı:

“Bu farklılığı katmasalardı belki de oyunun içine bu denli giremezdik.”

Evet, sanat risktir…

Kimi oyunlara belirgin dokunuşlar sanata muhafazakar bakanlara eğreti gelebilir (bu çok normal)…

Bazı kesimler ise oyunun günün şartlarına yorumlanmasına sıcak bakar.

Yani, her durumda bu riskli çalışmalar bir tarafın tepkisine neden olur.

Şehir Tiyatrolarının deneyimli sanatçılarının da bu öngörüyle hareket ettiğini biliyorum. İnancım, risk almaya devam edecekleri yönünde…  

***

İşin özü, eşim “Bilet kalmamış” deyince üzülmek yerine sevilmeyi yeğliyorum.

Tiyatronun, iyi, çok iyi yolda olduğunu fark ettiriyor bu bana…

 

aydınn

 


 

Tunç

 

Birkaç yıl önce sevgili dostum Tunç (Toker) oyunun zamanını söyleyip “Geliyorsunuz” deyince elbette ki bu sözü emir kabul etmiş ve Sabancı Kültür Merkezi’nin yolunu tutmuştuk.

“Şu bıyıklı, Kadir İnanır’ın biraz kilolusuna benzeyen çok iyi de, Tunç sanki biraz vasat mı?” diye bir soru yöneltmiştim eşime…

“Oyunu izleyelim istersen” yanıtını almış ve gözlerimi sahneye çevirmiştim.

Sanırım bir yıl önce yine Tunç, oyunun zamanını söyleyip “Geliyorsunuz” deyince elbette ki bu sözü emir kabul etmiş ve Sabancı Kültür Merkezi’nin yolunu tutmuştuk.

“Tunç muazzam ilerleme kaydetmiş. İnanılmaz” demiştim eşime…

Ön sıradaki başını arkaya doğru çevirip sağ gözünü kısınca susmuştum. Sinirli, kabarık sarı saçlı ve elli beş yaşlarındaydı. Kulakları yaşına göre fevkalade duyuyordu. Saçlarının arasındaki boşluklardan oyunu izlemeyi sürdürdüm.

Birkaç hafta önce yine Tunç, oyunun zamanını söyleyip “Geliyorsunuz” deyince elbette ki bu sözü emir kabul etmiş ve Sabancı Kültür Merkezi’nin yolunu tutmuştuk.

Oyun, “Salaklar Sofrası…”

Tiyatro, elbette “Oyun İstasyonu…”

Ve sahnede Tunç…

Profesyonel oyuncudan farksız, zerre kelime yutma yok, el-kol hareketleri ayarında, arada şiveli konuşma yapıyor, olağanüstü…

“Tunç artık süper bir tiyatrocu” dedim eşime… “Sosyal medyada politik değerlendirmelerini bir kenara bırakıp bu işe daha fazla vakit harcasa, kim bilir hangi noktaya gelir?”

Yirmi yıldır gitar çalıp hala bir arpa boyu yol alamazken ben, Tunç’un kısa sürede inandığı dünyada başarıyı yakalamasını kıskanmadım değil.  

 

tunçç  


 

Özlem’e Mektup

 

Ülke karışık, sınırlarda savaş, ekonomi bozuk, insanlar umutsuzken sanata dokunanlara büyük saygı duyuyorum.

En zor şey çünkü böyle zamanlarda yazmak ve çizmek…

Böyle zamanlarda üretmek olağanüstü inanç, inat ve gayret istiyor çünkü…

“Özlem’e Mektup…”

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nde birlikte görev yaptığım ağabeyim Levent Altun’un üçüncü kitabı “Özlem’e Mektup” çıktı. Tanıtım kokteyli bugün Gebze Ticaret Odası Kongre Salonu’nda… 10.45’te kokteylle başlıyor program ve 11.00’de Levent Altun kitaplarını imzalamaya başlıyor.

Ben orada olacağım.

Beklerim herkesi… 

 

özlem  

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr