23 Ekim 2017 Pazartesi
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Hoş geldin Sefa Başkan

Mevlüt Soysal

07 Şubat 2017 tarihli yazısı

Birkaç aylık muhabirlik hayatımda onore olduğum ilk gündü. Sefa Sirmen, çalıştığım gazetenin sahibini aramış, altında benim imzam olan bir haberi çok beğendiğini söylemişti... Genel yayın yönetmenim, siyasi haberleri benim takip etmem gerektiğini ifade etmişti.

Düğünler dernekler...

Kim kimle yemek yemişler...

Kreş açılışları mezuniyet baloları...

Muhabirlik hayatımdaki yeni dönem başlamıştı:

CHP...

***

Sirmen, henüz 2-3 yıllık milletvekili olmasına rağmen hedefini koymuş ve bu hedef uğruna gece demeden, gündüz demeden çalışıyordu.

İnternetin yaygın olmadığı, cep telefonlarının fotoğraf çekmediği, sosyal medyanın s’sinin bilinmediği bir dönem...

Gölcük senin, Kandıra benim Sirmen’le dolaşıyordum. Bir gittiğim yere bir hafta sonra yeniden giriyordum. Yolu patika bir köyde çay isteyeceğim garsona ismiyle hitap ediyordum. Kocaeli’yi daha iyi tanıyor, Kocaeli’yi daha çok seviyordum.

Ve de Sirmen...

Kuşkusuz ki şu gerçek ortadaydı: Sirmen Kocaeli’nin yetiştirdiği en iyi politikacıydı.

Çünkü siyasette yükselenler arkalarına partilerinin güçlerini alırdı; onda ise durum farklıydı; CHP, Kocaeli’de onun gücünü arkasına alıyordu.

***

“Sefa Başkan ne yapıyor, eskiden gelirdi, artık gelmiyor!”

Bu sözü 2007 yılının ağustos ayında, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, bir nehrin kenarında ağaç dallarının arasında otururken garsondan duymuştum, “İzmit’ten geliyorum” deyince...

Fark etmiştim;

Afyon’un kaymağı, Isparta’nın halısı, Antalya’nın mandalinası gibi; İzmit’in de Sirmen’i meşhurdu.

Siz deyin “Kocaelispor sayesinde”, başkası desin “Olağanüstü belediye hizmetleri sayesinde...”

Sebebi ne olursa olsun, Sirmen meşhurdu.

***

“İnatçılık” ve “ısrarcılık”...

Bunlarla beraber “risk almak”...

Bu özellikler Sirmen’i çok iyi tanımlardı.

Şu açık ki, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Sefa Sirmen’i sevmezdi, Sirmen’in Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmasını istemezdi.

Hele de il başkanlığı...

Kesinlikle ve kesinlikle karşıydı. Ki seçim yaklaşırken il başkan adayı çıkarmış ve sonuna kadar arkasında durmuştu.

Sonuç mu?

Sirmen Baykal ve adayına hezimet yaşatmıştı.

Kinciliği herkesçe bilinen Baykal da yapmıştı yapacağını...

Ankara’da, mecliste, Sirmen, il yöneticileri, ilçe başkanları ve belediye başkanlarıyla Baykal’ın kapısının önündeydik.

Kapı açıldı. Baykal’ın yüzünden düşen bin parça, kaşları çatık, “Neden geldiniz?” der gibi bakıyor.

Normal şartlarda konukların koltuklara oturması gerek. Baykal oturtturmadı, ayakta bekletti, 5 dakika sohbet edip gönderdi.

Sirmen mi? Önder Sav’a şikayet etti, “Bize bir çay bile söylemedi.”

***

2009 yerel seçimlerine 1 yıl ya kalmıştı ya kalmamıştı.

“Sen gittikten sonra burası daha da kalabalık oldu; keşke kalsaydın.”

Bekirpaşa civarında bir kahvehane ziyaretiydi sanırım bu... Ben oradayken kahvehanenin içi ve dışı tıklım tıklımdı. Başka bir işim olduğundan birkaç fotoğraf çekip oradan ayrılmıştım. Fakat Sirmen, yüzlerce kişi arasından benim gittiğimi fark etmişti.

Bana özel bir fark ediş mi bu, hayır...

Oraya kim gelse ya da kim gitse fark ederdi.

Onu “olağanüstü politikacı” yapan da bu özelliğiydi. Çevresindekilerle çok güçlü ilişki kurduğundan karşısında yüz kişi de olsa, o kişilerin ruh halini tek tek anlayabilirdi.

***

29 Mart 2009 seçimlerinde CHP’nin oylarını bir buçuk kat artırsa da seçimi kaybetmişti. Fakat seçim günü sandıkların açılma süreci bir hayli ilginçti.

Malum, CHP’de “sandığından çok oy çıkan” sandık görevlilere telefona sarılır Sirmen’e ya da il yöneticilerinden birisine “Şu kadar oy çıktı” der, o oy da hesap hanesine yazılırdı.

Sandıklardan geliyordu oylar...

CHP: 117... AK Parti: 80...

CHP: 135... AK Parti: 62...

Sirmen’e bakmıştım, “Seçimi kazandık” diyordu. Genel yayın yönetmenimi aramıştım:

“Ağabey, ‘Efsane geri döndü’ diye manşeti at.”

“Daha çok erken...”

“Ağabey bitti iş...”

O sırada bir gazeteci büyüğüm yanıma gelmiş ve “Daha dur” demişti. “İlk sandıklardan hep böyle çıkar. Ne efsanesi, ne geri dönmesi...”

“Başkan’a baksana, ‘seçimi kazandık’ diyor.”

Hadi ben 25-26 yaşında tecrübesiz bir gazeteciydim, peki, Sirmen?

O nasıl seçimi kazandığına inanıyordu?

Evet, çevresinden çok çabuk etkileniyordu ve etkilenirken de gerçekle bağını kopartıyordu.

***

Bu örneği kuvvetlendirmek için seçimlerden bir ay öncesine gideyim...

İzmit’e fazlaca uzak köylerden birisine doğru yol alırken Sirmen, “Gebze’de oyları eşitledik” demiş ve bir gazeteci büyüğüm buna hemen muhalefet etmişti:

“Başkanım imkansız...”

“Yeni anket geldi, iki partinin oyu da yüzde 40...”

Gazeteci büyüğüm Gebze’ye gittiğini, AK Parti’yi izlediğini, halkın görüşünü aldığını fakat batı yakasında AK Parti’ye desteğin çok yüksek olduğunu ifade etmişti.

Sirmen kendi bildiğine inanıyordu.

Ya da şuna:

“Gebze destek verecek...”

Belki de onu güçlü yapan bu inancıydı.

***

2010 yılında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın karşısına rakip olarak Haluk Koç çıkmıştı. CHP’de çok heyecanlı bir kongre süreci yaşanıyordu.

Gece yarısı yolda yürürken alkollü bir vatandaş beni durdurmuştu;

“Şu Baykal artık gitsin.”

“Vallahi ben bilmem, CHP’li değilim, CHP’liler karar verir.”

“Dur ben bu Başkan’ı arayayım.”

Saatin çok geç olduğunu, bu saatte Başkan’ı aramasının yanlış olacağını söyledim. Dilemedi, aradı.

“Efendim Hakkı’cığım.”

“Sefa Başkan şu Baykal artık gitsin.”

“Zamanı gelince gider Hakkı’cığım.”

“Kongrede gerekeni yapın.”

“Yaparız Hakkı’cığım.”

Saat gece yarısını geçmiş, 2 ya da 2 buçuk. Sirmen, kendisini uykusundan uyandıran bir İzmitli’ye işte böyle yaklaşıyor.

Herhalde onu “Efsane Başkan” yapan en önemli özelliklerden birisi bu... O müthiş sabrı...

***

2005’ten başlayıp 2010’a gelebildim. 7 yıl daha ilerlesem koca bir gazete sayfası bana yetmez. Bu yüzden en iyisi burada noktalamak…

(Bu yazıyı Sefa Sirmen cezaevine girdiği gün kaleme almıştım. Yeniden aramızda karıştığı bu güzel günde, tekrarlamak istedim.)

 

sirmen

 


Sakat bir anlayış

 

15 Temmuz İşgal Girişimi’nin en önemli adımlarından biri olan 2010 referandumuna “evet” demeyen partiler, CHP, MHP ve HDP (BDP-boykot) idi; MHP o zaman HDP ile aynı çizgide mi idi? Misal, referandumda TKP başta olmak üzere sosyalist partilerin tamamı “hayır” diyordu. Bahçeli, komünistlerle aynı çizgide miydi?

Ya da bugün, Günaydoğu’da HDP’ye muhalif olan İslamcı-Kürtçü bir parti “evet” demektedir; MHP, bu İslamcı-Kürtçü parti ile aynı saflarda mıdır?

Lütfen, lütfen, lütfen… Referandum argümanlarını kimi MHP’liler gibi böyle kurmayın. Sakat bir anlayıştır; demokratik düzene ait değildir. Ve de, düne vakıf olan birileri vardır. 

 


 

Evet ve hayır

 

Mesaj kutuma neden “hayır” denilmesi gerektiği ile ilgili video ve fotoğraf atanlara neden “evet” denilmesi gerektiğini anlatan video ve fotoğraf gönderip; neden “evet” denilmesini anlatanlara da neden “hayır” denilmesi gerektiği ile ilgili fotoğraflar göndermem sebebiyle iki kesimin de tepkisini çektiğim doğrudur.

Bunlarla yetinmeyip AK Partililere “hayırlı” ile başlayan cümleler kurduğum, CHP’liler de içinde bol bol “evet” geçen cümlelerle yaklaştığım bir gerçektir.

Siyaset ortamı bu denli gerginken;

İnsanlar bu denli kutuplaşmışken, bu referandum sürecini zaman zaman ti’ye alacak birilerine de ihtiyacın olduğunu düşünüyorum.

 

 

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ