23 Ekim 2017 Pazartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Final yılı: 28 Şubat 1997

Yüksel Yılmaz

21 Ocak 2017 tarihli yazısı

1990'ların ikinci yarısında intihar saldırılarıyla kitleselleşmeye çalışan PKK önce kadrolaşmıştı. Zira önce kadrolaşma, sonra kitleleşme ve sonra devletleşme dönemi yaşarsın. Karadeniz açılımıyla daha geniş coğrafyada at koşturacağını düşündüyse de başarılı olamadı. Zaten Karadenizliler 7’den 70’e silahla yaşıyordu. Devletle cedelleşenler milletten destek alamadıkça hedefe varamazlar! PKK bu planındaki zorlukları 28 Şubat sürecindeki zaaf aşamasında aşmak istedi. Asker tüm enerjisini 28 Haziran 1996'da kurulan Refahyol Hükümeti’ni yıkmaya harcarken teröristle mücadelede polisi devre dışı bırakarak güvenlik zaafına yol açtı. PKK hedef için çok uygun şartların oluştuğunu görünce 1997 yılını “final yılı” ilan ederken elbette dönemin başbakanı Necmettin Erbakan'ın Kürt sorununa ilişkin çözüm arayışını umursamayacaktı. Çünkü içimizdeki ve dışımızdaki güçlerden nemalanıyordu. Erbakan ise iyi niyetle daha Hükümetin kurulduğu ilk günlerde Özal’la kesintiye uğrayan barış sürecini yeniden başlatmak istedi: “Biz bu meseleyi iyilikle, dostlukla, kardeşçe, barışçıl yöntemlerle çözmek istiyoruz. Tarih boyunca kardeş yaşadık. Yakından takip ediyoruz. Siz de barış inisiyatifi içindesiniz. Kendilerine söyleyin dağdaki arkadaşlarıyla birlikte silahlan bırakıp teslim olsunlar.”

 

Öcalan yakalandıktan sonra İmralı'daki sorgusunda Erbakan'ın çözüm girişimini doğruladıysa bile kendi yaklaşımıyla ilgili doğru bilgi vermedi. Erbakan’ın bu girişimi henüz ilk MGK toplantısında krize dönüştü. Kurulun asker üyeleri Erbakan ve arkadaşlarına çok sert tavır aldılar. Daha Hükümetin üçüncü ayında post-modern darbe senaryosu yazıldı. Elbette ki ABD bölgesel çıkarlarına aykırı gördüğü Refahyol Hükümetinin yıkılmasını istedi. Cumhurbaşkanlığı makamında Demirel var oldukça da bu kolay olacaktı. ABD Dışişleri Washington’da 30 Ekim 1996'da Ankara büyükelçiliğine gönderdiği karara dönüştürülmüş ulusal güvenlik belgesinde Hükümeti devirmeye yönelik girişimlere temas etti. Belgede dönemin ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher'ın imzası vardı. Bilgi Ankara, Atina, Beyrut, Moskova, Sofya elçilikleri ile Cenevre, NATO ve BM Amerikan misyonlarına ulaştırılmıştı. Koalisyon ortaklarının birlikte eleştirildiği belgeye göre Türk Hükümetinin milli eğilimlerinden ve Başbakan Erbakan’ın ideolojisinden ilham alarak dış politikayı Batıdan ayırıp Müslüman dünyasına doğru yeniden yönlendirilmesinden dolayı çok endişeliydiler. Türkiye’nin İran, Irak, Libya, Nijerya ve Sudan’la bağlarını kuvvetlendirmek konusundaki tutumu Batının milli menfaatlerine aykırıydı. DYP, Erbakan'ın radikal İslami söylemlerini ılımlı hale getiremedi. Erbakan’ın yanında adeta kuzu gibi olan Tansu Çiller’in daha sonra koalisyondan çekilmesi Erbakan'ı düşürerek ülkeyi genel seçimlere götürecek ve büyük ihtimalle RP seçimlerden eskisinden daha güçlü çıkacaktı. Dış güçler Birleşik Devletler’in anahtar stratejik ortağı olarak kalması için Türk askeriyesini zorladılar. Açıkça Hükümetin devrilmesi için “Türk askeriyesinin harekete geçmesi için zorlanması” gerektiğini önerdiler; hatta bu “öneri”den ziyade bir “ültimatom”du.

 

PKK bütün bunları gözlemliyordu. Terörün en büyük problem görülmesi yerine Erbakan gibi milli menfaatlerimizi düşünen birinin problem görülmesi onları şımartarak(!) ordudan korkmamalarına neden oluyordu. Derin devletin askeri unsurları ile PKK kadroları arasındaki sıcak temas sürdürüldü ve tırmandırılan terörle Hükümetin daha kolay düşürüleceği hesaplandı. PKK bugün savaştığı bu gayr-ı millilerden bir şeyler koparacağını umdu. Hatta dönemin Emniyet İstihbarat Başkanı Bülent Orakoğlu, terör tehdidine karşı yürüttükleri istihbaratta, PKK'nın cezaevleri sorumlusunu dinleme esnasında bu kişi ile ordu içinde bir grubun işbirliği içinde olduğunu tespit ettiklerini açıklamıştı. Bu bilginin dinleme kayıtlarında mevcut olduğunu ve dönemin yetkililerine bildirdiklerini belirten Orakoğlu, dinlemeye aldıkları kişilerden birinin Selim Okçuoğlu olduğunu anlatırken, “Eğer o gün görevden alınmamış olsaydım Okçuoğlu'nu alıp bir hafta içinde bu bağlantıları ortaya çıkaracaktım” demişti. Yoksa bu yüzden mi görevden alınmıştı?

 

28 Şubat sürecinde görevden alınan Orakoğlu Çevik Bir ekibiyle çatıştığı gibi derin devletle PKK arasındaki ilişkiyi de tespit etmişti. Böylece pasifize edildi. Öcalan'ın adamlarından biri olan Selim Okçuoğlu yıllarca PKK'nın cezaevi sorumluluğunu yaparak derin devletle irtibatlı olmuştu.

 

Başbakan Erbakan'ın Kürtlerle ilgili çözümü TSK tarafından bile engellenmişti. PKK ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle Hükümeti suçlayan TSK yönetimi, Öcalan'la temas kurarak dağdaki operasyonları durdurdu. Böylece onları şımarttıktan sonra artan terör eylemlerinden dolayı siyasi iktidarı adres gösterdi. 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısından sonra Hükümet üzerindeki ablukasını arttıran TSK, istifalarla koalisyon ortaklarının iyice güçten düştüğü Mayıs ayında Kuzey Irak'a yönelik geniş kapsamlı kara harekâtı (Çekiç Harekâtı) başlattı. Operasyonu Erbakan ve diğer hükümet üyeleri bile TV ekranından öğrendiler. Ordunun bu askeri operasyonu siyasi operasyona dönüştürülmeye çalışıldı. Beceriksizler yüzünden Çekiç Harekâtında TSK açısından bir ilk yaşandı. ZAP bölgesinde bir helikopterin düşmesiyle 8 subay, 2 astsubay ve 1 erin şehit olduğu 5 Haziran 1997 tarihli gazete manşetlerinde yer aldı. Dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak bir gün sonra 6 Haziran'da basının karşısına çıkarak, 2 helikopterin (Rus yapımı SA-7B) karadan havaya füzelerle düşürüldüğünü söyledi. Paşa’nın açıklamasından anlaşıldı ki, PKK 4 Haziran 1997’de Süper Kobra tipi bir helikopteri, ertesi gün 5 Haziranda Cougar tipi helikopteri aynı füzeyle düşürmüştü. Süper Cobra'da 2 pilot, Cougar’da 11 subay ve er şehit olmuşlardı. Paralelci askerler ya da PKK düşürmüş olsa bile kamuoyunda zaaf algısı oluşturmamak için “teknik arıza” gerekçesi ileri sürüldü. Hatta Genelkurmay Genel Sekreteri, Çekiç Güç Harekâtı için gerekli ödeneğin Hükümet tarafından verilmediği iddiasıyla PKK'nın düşürdüğü iki helikopterin faturasını Hükümet’e biçti. Başbakan Yardımcısı Çiller ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener bu iddiayı her ne kadar yalanlamakta gecikmediyse bile amaç bağcıyı kovmaktı. Onlar gerekli ödeneğin verildiğini ve ihtiyaç varsa ödenek artırımı yapılabileceğini söyleyecek kadar iyi niyetliydiler ama diğer tarafın niyeti kötü olunca sonuç alınamadı. Genelkurmay, Hükümete haber bile vermeden başlattığı askeri operasyon üzerinden yeni siyasi iktidar devşirmeyi planladı ve zaten Erbakan Hoca bu olaydan kısa süre sonra 18 Haziran 1997'de istifa etti.

 

PKK ile devlet içindeki derin unsurların en yoğun temas kurduğu dönemde yaşandığı için PKK’nın o iki helikopteri nasıl düşürdüğü sorusunun cevabı paralel devlet anlayışında aranmalıdır. ABD’nin koordinatörlüğünde ve nezaretinde iktidarı devirdiler. PKK derin devletin desteğiyle “final yılı” olarak önceden belirlediği 1997 yılını Refahyol Hükümeti için “final yılı” olarak gerçekleştirmeyi başardı. Bütün bunlar olurken milletçe Erbakan Hoca’ya ne kadar sahip çıktığımız tartışılmalıdır. 28 Şubat sürecinde Hükümeti devirmeye teşebbüs ettikleri iddiasıyla savunması alınan dönemin Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri İlhan Kılıç bile savunma esnasında, “PKK’nın Karadeniz’e açılımını Erbakan Hükümeti önlemiştir” demişti.

 

Türkiş Sendikasının Genel Başkanı Bayram Meral bile ne haddine ise Erbakan’ı hedeflemişti. Daha sonra da sağcı Türkiş Sendikasının Genel Başkanı olan biri olarak nasıl olmuştu da solcu parti CHP’den milletvekili olabilmişti? Derken gazetelerde “Meral'in dudak uçuklatan serveti” haberleri yayıldı. Onlar Allah’a ne hesap verecekler bilmiyorum; ama onlar değil, Erbakan efsaneleşti. Gün geldi Erbakan’ı sevenler daha çok çalışmadıkları ve onu tek başına iktidar yapamadıkları için, Erbakan’ı sevmeyenler ise onun değerini sonradan anladıkları için pişman oldular.

 

Terörün çözümü “milletimizin devletimize sahip çıkması”, “Siyonizmin desiselerinin bilinmesi” ve “kardeşlik bilincimizin artması”dır. Unutma: İki şey birbirini yerse geriye iki iskelet kalır!

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ