24 Ekim 2017 Salı
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

DAEŞ terörünün çözümü

Yüksel Yılmaz

14 Ocak 2017 tarihli yazısı

İlacın, balın ve besin değeri zengin gıdaların yanlış kullanılması gibi “barış dini” olduğu halde İslam’ın da yanlış anlaşılıp yaşanmasının sonucu vahimdir. Müslümanların büyük ve küçük parçalara ayrıldıklarını kısacası paramparça olduklarını hepimiz biliyoruz. Sünni-Şii şeklindeki büyük parça büyük savaş ve çatışmalara sebep olmuş binlerce Müslüman kan ve gözyaşı dökmüşlerdir. Mezhep, cemaat, tarikat ayrımları Allah’ın ipine toluca sımsıkı sarılmayı engellemiştir. Rahmetli Erbakan Hocam Ankara’da bize verdiği bir eğitimde demişti ki: “Cihad ediyorum diye her aklına geleni yapamazsın.” İslam’ı alet eden terör örgütlerinin işte tam da yaptıkları budur. İslam’ın adını kullanarak cihad ettiğine inanan terör örgütleri dünyanın pek çok ülkesinde İslam’ı (Kur’an’a göre değil de) uydurma hadislere ve kendi içtihadlarına göre anlayarak kan ve gözyaşı için bir araya gelip Siyonizme alet etmişlerdir. İşte bu yüzden eli kanlı DAEŞ’in ellerinden Müslüman kanı akmaktadır ve Siyonizmin bundan hiç şikâyeti yoktur. Bu örgütlerin yüzyıllardır bir “ihtiyaç” ve “cihad” gerekçesiyle çeşitli isimlerle ortaya çıktıklarına inananlar tarihte “kahramanlık” değil “mezalim” olarak konumlanmışlardır. Bu problemin doğmasının üç nedene bağlı olduğu kanaatindeyim:

 

1. Kur’an’ın Tek Kaynak Alınmaması Problemi: Ayetlerde her ne kadar yalnızca Kur’an’dan sorumlu olup hesaba çekileceğimiz buyrulduğu (1), Peygamberimiz Kur’an’ı terk edenleri ahrette Allah’a şikâyet edeceği (2), yalnızca Kur’an korunduğu (3), Kur’an apaçık olduğu (4) ve dinimiz daha Peygamberimizin zamanında tamamlandığı (5) halde Müslümanlar sonraki rey ve rivayetleri dinin kaynağı olarak görmüşlerdir. Mümin cana kıyamayan olarak tarif edildiği (6), adam öldürmek kesin olarak haram olduğu (7), hata dışında bir mümin öldürülemeyeceği (8), bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek gibi olduğu (9) ve kasten adam öldürmenin cezası ebedi cehennem olduğu (10) halde bu günahı tekbir nidalarıyla işlemektedirler. Oysaki müminler merhametli olurlar (11). Müslümanların Kur’an dışı kaynaklar aramaları ayrıma, ayrım kavgaya, kavga kaosa dönüşmüştür. Kur’an’dan uzaklaşıldıkça merhametten de uzaklaşılmış diğer yandan rivayetlere yaklaşıldıkça da herkes kendine göre haklı olmuştur. Kur’an dışı kaynaklar din adına çok sayıda “hak” doğurmuş ve çok sayıdaki haklılar birbirlerini itmişler hatta yemişlerdir. Peygamber vefat ettikten kısa süre sonra Kur’an dışı ölçüler zan ve rivayet yoluyla Peygamberimizin yakınlarını bile birbirine düşürmüş, sonrakileri ise beter etmiştir. Emeviler ve Abbasiler döneminde ayrılıklar ve Kur’an dışı kaynaklar hız almışlardır. Mezhepler adına kan ve gözyaşı dökülmüş ve herkes birbirini yemiştir. Sonra mezheplerden dördü “hakka uygun dört mezhep” ifadesiyle birbirlerine yaklaştırılmış ama insanoğlunun zaafına bakın ki zamanla bunlar da “hak mezhep” adını almışlardır. Onların bu adı almaları dışlanan Şiileri iyice kutuplaştırmış Sünni-Şii savaşları yüzyıllarca kan ve gözyaşı akıtmıştır. Herkes kendine göre haklı olmuş ve Kur’an referans alınmamıştır. Kur’an’a davet edenler Peygamberi aradan çıkarmakla suçlanmışlardır. Buhari’nin aradan çıkması peygamberin aradan çıkmasına dönüşmüştür. Buhari’nin hadislerinin tamamı Peygamberimizin sözü ve sahih sanılınca Kur’an dışı korunmasız kaynaklar düşüncemize ve hayatımıza yön vermişlerdir. Birçok kavramın içi Allah’ın Kur’an’da istediğinin aksine beşeri zan ve rivayetlerle doldurulmuştur. En çok istismar edilen kavramlardan biri “cihad” olup maalesef en tehlikeli ve vahim sonuçları vermiştir. Binlerce Sünni ve Şii katil, cani, yetim, öksüz, dul, maktul, mağdur, mahrum, mahzun gibi sevimsiz tanımların ifadesi ve perişanlığın kurbanı olmuşlardır. Kur’an’dan uzaklaştıkça sünnete yaklaştıklarını sanan katiller, caniler, yetimler, öksüzler, dullar ve maktuller bundan ders bile almamışlardır. Müslüman kanı dökerek mücahid ve mücahide olduklarını sandıkları halde bu mücadeleleri parçalanmayı ve mutsuzluğu getirmiştir. Biz diyoruz ki: İtikatta tek ölçünün Kur’an olması herkesin kendini haklı sanmasını ve uydurma rivayetlerle Kur’an’a ve akla ters düşülmesini engelleyecektir. Böylece Siyonizm Kur’an endeksli müttefik ve uyanık Müslümanları kullanamayacaktır.

 

2. Özgün Siyaset Yapmama Problemi: Mademki parçalananlar kendilerini mücahid ve haklı sanmaktadırlar Türkiye gibi büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin yanlış yoldakiler için örnek teşkil etmesi gerekir. Yanılan Müslümanların uyandırılmaları gibi bir misyon üstlenilmelidir. Önce Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an’ı itikatta tek referans almalı ve sonra milletimize “rol model”

olmalıdır. Dillere destan bütçesine rağmen Kur’an’ı bile parayla satan ve toplumun içinde değil fildişi kulesinde olan bir diyanet, hurafeleri ayıklama hususunda bile yavaş ve pasif olmamalıdır. Daha sözünü ettiğimiz “cihad” kavramının doğru anlaşılmasında bile başarısız ve yeterince yayılmasında yavaştır. Dini terör örgütlerinin varlığı özellikle onların çabalarını artırmalıdır. Siyasilerimiz ABD ve İsrail’le olan ilişkilerinde radikal ve cahilane bir şekilde kendini terörün kollarına bırakanları dikkate almalıdırlar. Dış güçlerle kurduğumuz ilişkiler sadece siyasileri değil kendilerini mücahid zanneden cahilleri de harekete geçirebilmektedir. Hani ABD, Suriye’ye gireceğini söyler söylemez derhal ABD’nin yanında olmuştuk. Hatırlayın, İran bize hemen tavır koymuştu. Bunun nedeni ABD’nin başlatacağı harekâtın yanında olmamızdı. Biz Suriye’deki zulme karşı ABD’nin yanında yer alırken “Arap Baharı”nda harcanan Saddam, Kaddafi, Mübarek gibi Esed’in de harcanacağını sanmıştık. Rusya, Çin ve İran’ın devreye gireceğini ve ABD’nin devreden çıkacağını hesap edememiştik. Oysaki dünyada cihada meyyal milyonlarca Müslüman var ve bunlar özellikle ABD ve İsrail gibi Siyonist zalimlerce yönetilen ülkelerden nefret ediyorlar. Biz onlarla dayanışma halinde olduğumuzda yanlış din algıları nedeniyle cihad edeceğini sanan Müslümanlar bağırıp çağırmaktan ziyade teröre alet olabilmekteler. Bu hassas cehaleti kaşımaya gerek yoktur. Kaşıdıkça büyüyen bir sivilce daha da kaşınacak olursa kansere dönüşebilir. Biz diyoruz ki: Elbette çıkarlarımız için hareket edelim ama katil ülkelerle değil, katliama karşı çıkanlarla beraber olalım…

 

3. Maneviyatın Tahriki Problemi: Sosyo-politik boyutu böylece dikkate alındıktan sonra sosyolojik alanda da birtakım adımlar atılmalıdır. Oruçlunun gözüne baka baka yemek, çarşaflının gözüne baka baka hayâsızlık yapmak, cami avlusunda Marksist propaganda yapmak gibi ılımlı Müslümanları bile sinirlendirecek davranışların radikal Müslümanları çıldırtacağı tartışılmazdır. Mademki ülkemizde ve dünyada gelenekçi ve modern Müslümanlar gibi radikal Müslümanlar da vardır bu “potansiyel suç” dikkate alınarak eğlencenin dozu hiç ayarlanmasa bile bu eğlenceler medya kanallarıyla şehid ailelerinin ve mutsuzların gözlerine soka soka tahrik aracına dönüştürülmemelidir. Her ne surette olursa olsun insanların kendi halinde eğlenmeleri engellenmemelidir. Saldırıya uğramaları dinen günah ve yasal olarak suçtur. Ancak terbiye yoksunu cahiller bunu tahrik unsuru olarak algılayacakları için medyanın çok dikkatli davranması gerekiyor. Biz diyoruz ki: İyi niyetli bir gafletle bile olsa bir eğlence haberinin şehid haberiyle yan yana verilmesi radikal dünyalarda yaşayanlar açısından “mesaj” olarak algılanabilir. Onlar için bu adeta “neden yan baktın?” gibidir; çünkü onlar zaten bahane aramaktadırlar.

 

Nihayet biz diyoruz ki: Kur’an’ın itikada tek ölçü olması Müslümanlıkta radikalliği ortadan kaldırır. Siyasilerin güçlü ülkelere bakarak değil kendi çıkarlarına bakarak hareket etmeleri ve çoğunluğun mutsuz olduğu bir dünyada eğlenirken dikkatli olunması suça meyyal radikalleri hiç olmazsa harekete geçirmeyecektir. Biz cahillerin saldırılarını kesinlikle ve asla haklı bulmuyoruz; sadece onlardaki cehaletin varlığının dikkate alınmasını istiyoruz. Sivrisinekleri öldürmenin yolu hukuk ve kolluk kuvvetleri gibi meşru gücümüzdür. Bataklığı kurutmanın yolu ise Kur’an’a dönüştür.

 

KAYNAKLAR: 1. (Zuhruf, 44), 2. (Furkan, 30), 3. (Hicr, 9), 4. (Hac, 16), 5. (Maide, 3), 6. (Furkan, 68), 7. (Enam, 151; İsra, 33), 8. (Nisa, 92), 9. (Maide, 32), 10. (Nisa, 93), 11. (Rum, 21; Fetih, 29; Hadid, 27; Beled, 17).

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ