18 Ekim 2017 Çarşamba
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

PKK terörünün çözümü

Yüksel Yılmaz

24 Aralık 2016 tarihli yazısı

Başımızdaki terör problemi çeyrek asırdan fazla PKK’dır ve yanlış yöntemler nedeniyle çözülememiştir. Kenan Evren’in cumhurbaşkanı olduğu dönemde ilk PKK olaylarına şahit olduk. Özal, Demirel, Sezer, Gül ve şimdi Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı dönemlerinde bu örgüt hep bela oldu. Bu süreçte Özal, Akbulut, Yılmaz, Demirel, Çiller, Ecevit, Gül, Erdoğan, Davutoğlu, Yıldırım gibi isimler başbakan olmuşlardır. Vekâlet edenleri ve “bu konuda” hiçbir hatasının olduğuna inanmadığım Erbakan’ı saymıyorum.  Bu dönemlerin hatalarına ecnebilerin dış destekleri de eklenince bu örgüt hem yapılanmış hem de güçlenmiştir. Terörün çözümünde dış ülkelerle hatta komşu ülkelerle iyi münasebetlerimizden tutun da Siyonizmi tanıma şuuruna kadar birçok şey gerekir. Biz burada “dış” ve “iç” problemler olarak ikiye ayırabileceğimiz terörün “iç problemleri”nin nedenlerini değerlendirelim. Zaman geçtikçe çözüm zorlaştığı için başlangıçta bir, sonra iki olan “çözüm nedeni” şimdi üçe çıkmıştır. Zaman daha da geçerse çözüm hem nicelik hem de nitelik bakımından daha da zorlaşacaktır. Şu üç husus halledilirse bu problem bitecektir:

 

1. Sekülerleşme Problemi: Doğu halkı İslami değerler konusunda hem eğitimden yoksun hem de yanlış eğitim kurbanıdırlar. Onların eğitimleri eğitimsiz ana babalara kalmıştır. Doğudaki tarikatlar terörün kalkması hususunda gayretsizdirler ve devlete yardımcı olmamaktadırlar. Terörle aralarında problem duyulmamaktadır. Fakat teröre karışanlar gibi tarikatlar da bu memleketin ekmeğini yemektedirler ve mahvolmamızı isteyen Siyonistlerin çirkin emellerine alettirler. Devletimizin ve milletimizin ileri gelenleri avaz avaz haykırırlarken, şehidlerimizin ardında acılı ana babalar gözyaşı dökerlerken, gerek Cumhurbaşkanı ve gerekse Başbakan teröre lanet ederken tarikat şeyhlerinin gıkı bile çıkmamaktadır. Gerçi onların Kürt halkını ne kadar İslamlaştıracakları da şüphelidir… Ama hiç olmazsa terör hususunda caydırıcı olmaya çalışmalıdırlar. Kürt çocukları İslami eğitim noktasında sahipsiz bırakılmış ve geleneğe terk edilmişlerdir. Doğu halkının misafirperver olduklarını tüm Türkiye bilmektedir. Fakat yeni neslin maneviyatsızlığı geleceğe karşı tehditkârdır. Dindar olmanın nimetlerini hepimiz biliyoruz. “Önce ahlak ve maneviyat” şuuru Doğu’da yeni nesle işlenmeli ki sonra kan ve gözyaşının olmadığı bir süreç işlesin. Özellikle bölücü olmayan bir İslam anlayışı Doğu’da ve tabi ülkemizin her yerinde egemen olmalıdır. Potansiyel olarak her insanın iyi ve kötü tarafı vardır. Elbette Doğu halkının da. Onların iyi taraflarının kötü taraflarına galip gelmesinin yolu dindarlıktır. Bilinçli dindarlık ve terör bir arada olamayacak, karıncayı bile incitemeyecektir.

 

2. Etnik Milliyetçilik Problemi: Özellikle milliyetçiliğin “etnik” özelliğini vurgulayarak ifade ettim ki kastımızın “ırkçılık” olduğu anlaşılsın. Doğu halkının Batıdakiler gibi evrensel bir eğitimi olmadığından daha bilgili ve şuurlu olmaları beklenemez. Atatürk zamanında ve hatta düne kadar Fransa gibi Batı ülkeleri “Türk” kelimesinin anlamını bile lügatlerinde “barbar” olarak çeviriyorlardı. Hatta milletimizde Türk olmaktan mütevellit bir alçaklık kompleksi bile vardı. İçimizdeki zayıfların Türk olmaktan utandıkları ve Avrupa entelijansiyasına özendikleri bir zamanda Atatürk sosyo-psikolojik bir ihtiyaç olarak “Ne mutlu Türküm diyene” diyerek bu aşağılık kompleksini toplumun üzerinden atmak istemişti. Yoksa Kürtleri tahrik etmek ya da başka ulusları aşağılamak için dememişti. O dönemin şartlarında durum budur; bugün kalkıp başka taraflara çekilmemelidir. Özellikle Doğu’daki Kürt halkı bunu bilemeyebilir. Osmanlı’dan miras kalan bu topraklar hiçbir zaman Kürtleri dışlamak niyetiyle devlet bazında bir karar almamıştır. 1924 Anayasası’nda her vatandaşın Türk kabul edilmesi bile cebri anlaşılmamalıdır. Dışlamak değil, aksine Türk-Kürt ayrımı yapmamak ve onları azınlık görmemek için “Türk” ifadesine Kürtleri dâhil etmişlerdir. Yani “Ben Türküm” deyince Kürt kendini “diğeri” olarak görmesin diye ona “sen de Türk vatandaşısın” denmiştir. Yoksa onu zorla Türkleştirmek için değil. İlk Türkün ve ilk Kürtün bile kim olduğu bilinemediği halde etnik milliyetçiliğin ne mantığı vardır? Bütün bunlara karşın cahil bir etnik Türk milliyetçisi kalkıp da Kürtleri tahrik ederse yahut aksine cahil bir etnik Kürt milliyetçisi kalkıp da Türkleri tahrik ederse bunu hep birlikte reddetmeliyiz. Dışlayıcılığa izin vermemeliyiz. Milliyetçi olmayan kardeş Türkler ve Kürtler etnik milliyetçiliğe karşı el ele vererek karşı çıkmalıdırlar. MHP gibi en milliyetçi parti bile parti politikasında Kürtleri tıpkı Atatürk’ün yaptığı gibi “Türk” kabul etmektedir. Münferit olarak parti içindeki bazı kendini bilmezler Kürtleri tahrik etmeye yeltenmiş olabilirler; fakat bu parti içinde kabul görmeyecektir. Fakat bu durum diğer taraftan Kürtlerin nezdinde kafatasçı ve faşist olduklarına dair bir algı oluşturacaktır. Bu algı Kürtleri tahrik ederek ne kadar etnik anlamda zaafı olan Kürt varsa anarşiye davet edecektir. Öyleyse her partinin politikasında etnik milliyetçilik dışlanan bir unsur olarak “Kürtlerin fark edecekleri boyutta” ve sıkça güncellenmelidir.

 

3. Doğu-Batı Trafiği Problemi: Doğu’dan Batı’ya gelen Kürt gençleri Batı’da daha ziyade olumlu etkilenmektedirler. Çünkü Batı’daki halkımızın Doğu’da onlara anlatıldığı gibi olmadığını görmektedirler. Bu gençler okumak için Batı’ya gelmeseler belki de terörist olacaklardır. Öyleyse Doğu halkının çocuklarını Batı’da okutmaları çok önemlidir. Maneviyat yönünden işlevsel olan birtakım cemiyet veya vakıflar onların hem maddi yükünü hafifletebilir hem de Batı’daki sosyal hayata sportif, sanatsal, kültürel olarak onları katabilir. Kısacası bu gençlerin Batı’yla tanışmaları çok önemlidir. Fakat gayri milli, dinsiz, imansız, ırkçı, faşist, anarşist olan örgütlerden uzak tutulmaları gerekmektedir. Aksine dini anlamda çok şuurlu olmaları gerekir. İlk aşamada Doğu halkının daha ziyade Batı’ya turistik geziler ve ziyaretler yapmaları sağlanabilir. Doğu’da her belediyenin Batı’da bir “kardeş belediye”si bulunabilir ve kardeş belediye bu misafirlikleri üstlenebilir. Batı’daki ailelerle tanışma imkânları sağlanabilir. “Kardeş aile” projesi gerçekleştirilebilir. Daha sonraki aşamada Batı halkının da Doğu’ya rahatlıkla gidebileceğini hep birlikte göreceğimizi umuyorum. Kaynaşma çözümdür. Halk inanırsa her şey hallolur. Halkı işin içine çekmelidir. Devlet ve millet el ele verdiğinde çözülmeyecek problem yoktur. Devlet samimidir. Geçmişte kötü politikalar nedeniyle sahipsiz kalan Doğu halkına sahip çıkmak istemektedir. Doğu halkı buna inandığında Siyonizm bile avucunu yalayacak ve gerek milletimizi gerekse ülkemizi bölemeyecektir.

 

Siyonizm, Ermenilere kurdurduğu terör örgütü eliyle Türkleri ve Kürtleri birbirlerine kırdırırken, bu halkları kukla gibi kullanan kuklacıya hiçbir zarar gelmemektedir. Kuklacının omuzlarımıza bağlı üç tane ipi vardır. Burada saydığımız bu üç ip kesildiğinde kan ve gözyaşı duracaktır. Doğu kalkınacaktır. Batı-Doğu ayrımı kalkacaktır. Türklerle Kürtler kadar hısım akraba olmuş başka bir millet yoktur. Kesin ipleri! Kuklacı endişe etsin.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ