22 Ekim 2017 Pazar
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman41@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kartepe’yi denetleyen ‘Fetöcü’ müfettişe, Yargıtay’dan cevap

Galip Ataman

16 Kasım 2016 tarihli yazısı

Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir HUKUK Devleti olduğuyazıyor.

138. maddesinde mahkemelerin bağımsızlığından, 139. maddesinde yargıçların tarafsızlığından bahsediyor.

Ama aylardır yargının siyasallaştığı, bağımsız olmadığı, yargıçların taraflı davrandığı tartışılıyor.

Mahkemelerin verdiği kararlar, gözaltına alınan gazetecilerin tutuklanması eleştiriliyor.

3456 savcı ve hakimin FETÖ bağlantısı olduğu iddiası ile meslekten atılıyor.

Yargının güven yitirdiği, hoşgörü fakiri siyasetçi sayısının arttığı,eleştiriye tahammülü olmayan bürokratların çoğaldığı bir dönemde gazeteciler yargılanıyor.

Değerli okurlar, bu dönemde ilkeli gazetecilik yapmak ve doğruları kamuoyu ile paylaşmak zorlaştı,

Benim gibi araştıran, soran, sorgulayan, ilkeli gazetecilik yapan, doğruları kamu oyu ile paylaşan gazeteciler savcı ve hakim karşısında hesap vermek zorunda kalıyor.

50 yıl önce başladığım, halen devam eden gazetecilik yaşamımda yazdığım yazılar nedeniyle hakkımda açılan ceza ve tazminat davası dosya sayısını unuttum.

Allah’a çok şükür her defasında ya yerel mahkemeler ya da Yargıtay’ın verdiği kararlar sonrası ceza davalarından beraat ettim, tazminat davaları reddedildi.

Vali, kaymakam, mülkiye müfettişi, hakim, avukat, emniyet müdürü, belediye başkanı, rektör, dekan, profesör, öğretmen, sendikacının da bulunduğu onlarca şikayetçi davasından aklandım.

Hem de tüm davalara avukatsız girerek, yazılarımı gazeteci kimliğim ile tek başıma savunarak.

Dahası, çalıştığım gazeteden ayrıldıktan sonra aleyhimde yazılar yazan gazete patronunu ceza ve tazminata mahkum ettirdim.

Yerel mahkemenin aleyhimde verdiği ve ısrar ettiği o davalardan biri daha geçtiğimiz günlerde Yargıtay tarafından bozularak lehime karara bağlandı.

Hakkımda açılan davaları, yargının verdiği kararı yazmak gibi alışkanlığım yok.

Ama Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 22. 01. 2015 tarih 2015/814 sayılı ve 13. 4. 2016 tarih 2016/4914 sayılı kararlarda; Davacının İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi olması, yerel mahkemenin aleyhime verdiği kararda direnmesi, Yargıtay’ın Bozma konusunda ısrarcı olması bakımından önemli.

Bu davayı ve sonucunu hakimlerin, avukatların, gazetecilerin, hukuk ve iletişim fakülteleri hocaları ile öğrencilerinin okumasını çok önemsiyorum.

 

akbabalar

 

İŞTE O DAVA VE KARAR

İşte o çok önemsediğim dava. Davacı, 2012 yılında Kartepe Belediyesi’ni denetleyen İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi Erol Özer.

Başmüfettiş Erol Özer, 7Ekim 2011 tarihinde yazdığım, “Müfettiş tehdit edemez, çalışana tuzak kuramaz” başlıklı yazımdan rahatsız olmuş.

‘Saygın’ İçişleri Bakanlığı Başmüfettişinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğum, denetim sırasında yaptığı işleri kasıtlı olarak eleştirdiğim, önyargılı davrandığım, kullandığım ifadelerde eleştiri sınırını aştığım gerekçesi ile noter ve Sulh Ceza Mahkemesine tekzip için başvuruda bulundu.

Ardından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak cezalandırılmamı istedi.

Yetmedi, Asliye Hukuk Mahkemesine 10 Bin TL Tazminat davası açtı.

Hızını alamadı, Basın Konseyine başvurarak cezalandırılmamı talep etti.

Ben ne yaptım? Noter kanalı ile gönderdiği tekzip metnini yayınlamadım.

3. Sulh Ceza Mahkemesi, tekzip metninin yayınlanması talebinin “reddine” karar verdi.

Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianameyi kabul eden 2. Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği erteleme kararı düştü.

Hiç bir yaptırımı olmayan, tüzel kişiliği bulunmayan Basın Konseyi, yazımın “gerçek güncel ve kamu yararı” ilkeleri doğrultusunda yazıldığını kabul etmesine rağmen devam eden bir dava ile ilgili “masuniyet karinesini” unutarak oy çokluğu ile “uyarma” cezası verdi.

Gelelim asıl konumuz; ‘Saygın’ İçişleri Bakanlığı Başmüfettişinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğum, denetim sırasında yaptığı işleri kasıtlı olarak eleştirdiğim, önyargılı davrandığım, kullandığım ifadelerde eleştiri sınırını aştığım gerekçesi ile Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 10 Bin TL tazminat davasına.

Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi yazıyı, davacının kişilik haklarına saldırı, hakaret etme, küçük düşürme ve aşağılamaya yönelik bularak 11.6.2013 tarihinde 5 in TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Yerel mahkeme kararına Yargıtay nezdinde itiraz ettim.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 22. 01. 2015 tarih ve 2015/814 sayılı kararı ile yerel mahkeme kararını bozarken bakın ne yazdı, “Davaya konu olan yazının somut olaylara dayanılarak kaleme alındığı, yazının içeriğinde kullanılan ifadelerin yazının özü ile uyumlu olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak ifadenin bulunmadığı görülmüştür. Davacının davasının TÜMDEN REDDİNE karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru bulunmamış, kararın BOZULMASI gerekmiştir. Temyiz edilen kararın BOZULMASINA karar verildi”.

Yargıtay’ın BOZMA kararına kısmen uyan Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi gerekçeli kararında daha önce 5 bin lira belirlediği rakamı 2.500 TL’ye indirdi ve karara, “Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı ile takdir edilen tazminat miktarı fazla olduğu gerekçesi ile bozulmuştur. Yargıtay bozma kararına uyularak yeniden karar verilmesi gerekmiştir…Şartların davacı lehine gerçekleştiği anlaşılmakta, takdiren 2.500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir” yazdı.

Davacı müfettiş 2.500 TL’yi az bularak rakamın arttırılmasını isterken ben tümden kaldırılması yönünde Yargıtay’a ikinci kez itiraz ettim.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ikinci kez dosyayı inceleyerek, 13. 4. 2016 tarih ve 2016/4914 sayılı kararında bakın ne yazdı, “…Mahkemece BOZMAYA uyulduğu belirtilmiş ise de bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma kararında davanın REDDİNE karar verilmesi belirtildiği halde mahkemece, istemin kıusmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenle BOZULMASI gerekmiştir. Sonuç olarak, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar veridi.”

Bu arada Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi değişti. Yeni gelen hakim geçtiğimiz günlerde Yargıtay’ın verdiği TÜMDEN BOZULMASI kararına uyarak davayı reddetti ve dosyayı kapattı.

Yargıtay sadece davacı İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi Erol Özer’e cevap vermedi.

O tarihlerde, Mülkiye Başmüfettişi Erol Özer’in servis ettiği Kartepe Belediyesi ile ilgili bilgileri gazetesinde çarşaf çarşaf yazan gazete ve gazetecilere de cevap verdi.

Yaklaşık 5 yıldır devam eden dava sonuçlandı. Ben bir davadan daha aklanırken gazeteciliğe devam ediyorum, yazılarımı yazıyorum.

2012 yılında Kartepe Belediyesi’ni denetlerken yazdığım “Müfettiş tehdit edemez, çalışana tuzak kuramaz” başlıklı yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunduğum, denetim sırasında yaptığı işleri kasıtlı olarak eleştirdiğim, önyargılı davrandığım, kullandığım ifadelerde eleştiri sınırını aştığım gerekçesi ile beni Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet eden, hakkımda 10 bin TL tazminat davası açan İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi Erol Özer nerede?

Kendisini çok saygın gösteren mülkiye başmüfettişi Erol Özer, 15 Temmuz akşamı FETÖ/PDY Silahlı örgüt üyelerinin kalkıştığı darbe girişiminin ardından hakkındaki iddialar ile ilgili olarak önce İçişleri Bakanlığınca işine son verildi.

Ardından gözaltına alındı, mahkemece yapılan sorgulamasının ardından tutuklanarak Mamak Cezaevine gönderildi.

Önümüzdeki günlerde Yargıtay ve yerel mahkeme kararlarını Basın Konseyi’ne göndereceğim.

Masuniyet karinesini dikkate almadan, keyfi karar veren Basın Konseyi’ne de ders vereceğim.

 


 

Pazarcılar, günlük 100 ton çöp üretiyor

 

Son günlerde Kocaeli ve Büyükşehir Belediyesi gündeminin ilk sırasında “Evsel Katı Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi” var.

Başkan İbrahim Karaosmanoğlu ve genel sekreteri Doç. Dr. Tahir Büyükakın “çöp” ile yatıyor, “çöp” ile kalkıyor.

Tahir hoca mesaisinin büyük bölümünü, yılda üretilen toplam günlük 2 bin ton çöpü yakacak tesis ile ilgili gazetecilere, sivil toplum örgütlerine, belediye başkanları ve muhtarlara anlattığına tanık olunca İZAYDAŞ’ın önceki genel müdürü Bilal Şengün’ün “Ben çöpçüyüm” anekdotunu hatırladım.

Hani haksız da değil. Genel sekreter Büyükakın, kurulacak tesis ile ilgili kimsenin kafasında soru işareti bırakmamak için şeffaf davranıyor.

Alikahya’daki İzaydaş alanlarının 4 yıllık ömrü kaldığını, yenisi yapılmaz ise vahşi depolama alanlarının oluşacağına dikkat çekiyor.

Bugün 2 bin ton günlük çöp üretiminin önümüzdeki yıllarda 4-5 bin tonu bulacağını dikkate aldığımızda, “Evsel Katı Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi” kurmaktan başka şansımız olmadığını herkes biliyor ve kabul ediyor.

Tartışılan tesisin kurulup kurulmaması değil, tesisisin yeri.

 

zamansiz-atik

 

GÜNLÜK 460 TON ÇÖP

Yaklaşık 800 milyar liraya çıkması düşünülen tesisin günlük 4 bin ton evsel katı atık yakmanın yanı sıra yılda 300 milyon kilovat/saat enerji üreteceği açıklanınca İzmit’te çöplerin üretildiği yerleri ve miktarını merak ettim.

Biraz araştırınca Kocaeli genelinde üretilen yaklaşık günlük 2 bin ton çöpün yüzde 22.65’inin (yaklaşık 460 ton) İzmit’te üretildiğini gördüm.

Gece nüfusu 400 bin, gündüz nüfusu 1 milyonu aşan İzmit’te evsel katı atıkların yanı sıra semt pazarlarından, cadde ve sokaklarda toplanan, konteynırlarda biriken çöpler belediyenin az sayıdaki temizlik elemanları ile toplanıyor.

Günlük üretilen yaklaşık 460 ton çöp, kamyonlarla Alikahya’daki İZAYDAŞ tesislerine götürülüyor.

460 ton çöpün yaklaşık 100 tonu şehrin değişik yerlerinde kurulan pazaryerinde üretiliyor.

23 semt pazarından en fazla çöp ortalama 15 ton ile perşembe pazarında üretilirken diğer pazarlarda yaklaşık 4-5 ton çöp toplanıyor.

Perşembe ve Cumartesi pazaryerlerinde üretilen çöp miktarının 20 tonu bulduğunu öğrenince pazarcıların, Kanlıbağ’da yaptırılan kapalı pazar yerine taşınmak istememelerine hak verdim.

Pazarcılar her şeye rağmen bilmem kaç katlı kapalı Pazar yerine taşınmayı kabul etmiş olsalardı çıkacak çöplerin nasıl taşınacağını, pazar yeri temizliğinin nasıl yapılacağını düşünmek bile istemedim.

 

perşembe-pazarı-çöp-(1)

 

ÇÖPÇÜLERE YARDIMCI OLALIM

Yahya Kaptan’dan Kuruçeşme’ye, Alikahya’dan Şirintepe’ye, Topçular’dan 42 Evler’e, Umuttepe’den Plajyolu’na kadar geniş alana yayılan İzmit’te cadde ve sokakların 200 civarında süpürgeci ile temizleniyor.

Zaman zaman geciken hizmeti eleştirmek, yaz kış demeden, kar yağmur dinlemeden özveriyle çalışan çöpçülerden şikayetçi olmak yerine hatayı biraz da kendimizde arayalım ve o insanların hangi koşullarda çalıştıklarını düşünerek yardımcı olalım.

İzmit Belediyesi’nden gönderilen mutfak ve pazaryeri dışındaki çöplerle ilgili haber dikkatimi çekti.

İzmit’te üretilen günlük yaklaşık 460 ton çöpün 4-5 tonu inşaat atığı, kullanılmış eşya, ambalaj, kutu, kasa oluşturuyormuş.

Gelişigüzel, zamanlı zamansız, haber verilmeden sokağa bırakılan bu çöpler az eleman ile çalışan belediyenin yükünü arttırıyor olmanın ötesinde görsel kirlilik yaratıyor olmalı ki yeni bir sistem oluşturulmuş.

Geçtiğimiz günlerde başlatılan projeye göre vatandaşlar mutfak çöpü dışındaki atıklarını belediyenin 318 00 77 numaralı telefonunu arayarak adresi bildirecekler.

Belediyenin vereceği saatte katı atıklarını çıkartarak çöplerin saatlerce konteynır dışında gelişigüzel dökülmesi engellendiği gibi görsel kirlilikte önlenmiş olacak.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ