17 Ekim 2017 Salı
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Manşete düşen gazetecilik

Ozan Özgenç

29 Temmuz 2016 tarihli yazısı

Dün gece olağanüstü hal uygulaması kapsamında alınan kararlarla 45 gazete, 15 dergi, 29 yayınevi ve 23 radyo FETÖ/PDY’ye yönelik operasyonlar kapsamında kapatıldı.

Bu gazetelerden üçü de ilimizde yayın yapan gazetelerdi.

Kararı duyduğumda aklıma ilk gelen şey, işsiz kalacak olan basın emekçisi gazeteci arkadaşlar oldu.

Nihayetinde onlar, habercilik yaparak geçimini sağlayan emekçiler.

Kurunun yanında, yaşın da yanmasını istemiyoruz.

Bu operasyon tabi ki çalışan gazeteci arkadaşlara değil lakin sonuçta onlar da bundan büyük zarar görüyor.

Elbette şimdi buradan gözaltına alınan gazete sahiplerinin arkasından konuşmak doğru da değil, etik de..

Lakin bu kentte kimin ne olduğu, kimin hakkında ne söylendiği de sır değildir.

Benim bildiğim kadarıyla Bizim Kocaeli gazetesinin kapatılmasının ardında yatan sebep,istihbarat ilişki ağıyla ilgili.

FETÖ’cüdür, değildir demek bizim işimiz değil.

Buna hukuk karar verir.

Ama bir gazeteci olarak, gazetecilik işi üzerinden eleştirimi yaparım.

“Bu kadar insanı, nasıl mağdur duruma düşürürsün?” diye sorarım.

Bizim Kocaeli Gazetesi’nin şu an suçlandığı iddianın, kendisine sızdırılan bazı gizli bilgileri yayınlamasıyla ilgili olduğunu biliyorum.

Gazeteciğin en önemli görevi doğru bilgiyi kamuyla paylaşmakla birlikte, bir takım hassasiyetleri de gözetmektir.

Can Dündar’ın MİT Tırları davası da buna örnektir.

Gazeteci belgeyi, bilgiyi buldu mu bunu yazar.

O da öyle yaptı.

Ancak dönemsel olarak bazı bilgilerin yayınlanmaması, haber değerinden daha kıymetli olabilir.

Ülke, millet menfaatinin bulunduğu hallerde, bunların gözetilmesi gerektiğine inanan bir gazeteciyim.

"Kendi menfaatin olunca mı, toplum menfaati olunca mı yazmadın?" diye sorarım mesela.

“Ben buldum, önce ben yazdım, bakın en büyük benim, kimseden korkmuyorum” şeklinde bir gazetecilik anlaşıyına karşıyım.

En doğruyu, en ahlaklı biçimde ve kamu yararına olacak şekilde vermenin taraftarı oldum hep.

“Her iktidar, kendi meşru ülke menfaatini yaratabilir. Geçmişte Ergenekon devlet düşmanıydı, şimdi FETÖ” diyebilir insanlar.

Burada devreye feraset girer.

Gazeteci bir kanaat önderidir.

Her kanaat önderinin önderliği de, kriz dönemlerinde belli olur.

Her dönemin adamlarıyla, milli olanları da işte o günlerde daha net görebilirsiniz.

Milli olmak; faşist, kafatasçı olmak değil, aileni, milletini, kültürünü, ülkeni, başkalarına karşı değerlerinin en önüne koymak demektir.

Ülkenin çok zor bir virajı almaya çalıştığı günlerde, herkes ülkesi ve milletinin yanında olmalıdır.

Bu, gazeteci için, yaptığı haberin doğruluğu yanında, her meslekte olduğu gibi aynı zamanda toplum yararına olmasını da içerir.

Tabi bu, o gizli bilgilerin açığa çıkmasına sebep olan kifayetsizliği de örtmez.

Zamanı gelince gazeteci, bu zaafiyetin müsebbiblerini de yazmalıdır.

Bugün tüm gazetelerde, kapatılan bu üç gazete ve sahibi manşetlere düşecek.

Manşet gazeteciliği yapanlar yüzünden, ekmeğini kaybedip gazete binası önünde çaresizce oturan basın emekçilerini ise kimse hatırlamayacak.

Ama onları unutturmamak görevi de, bize düşecek elbette.

 

KAPANAN GAZETELERİN ÇALIŞANLARI NE OLACAK?

Dün yaşananlara dönersek eğer, kapanan gazetelere ne olacağı, yine kapatma gerekçesinde belirtilmiş.

Kapanan gazetelerin tüm taşınmaz ve taşınır malları, alacakları hazineye kalacak.

Bunlar hakkında hak da talep edilemeyecek.

Peki ama çalışan gazetecilere ne olacak?

Onlar haklarını talep edebilecekler mi?

İnsan olarak kurunun yanında, yaşın da yanmasını istemiyoruz.

Gazeteciliğin zor, yerel gazeteciliğin daha da zor olduğu bu devirde, umarım devletimiz başkalarının günahıyla işsiz kalan bu arkadaşlarımıza da adil bir not düşer.

 

HANGİSİ DAHA SERT?

Darbe girişimi sonrası yaşadığımız olağanüstü hal günleriyle ilgili ortada net olan bir şey varsa o da şu:

Devlet, aynı zamanda bir terör girişimi olan bu kalkışmanın ardındaki FETÖ’cülere ulaşmak için ilk kez bu kadar somut adımlar atıyor.

Kapatılan yüzlerce kurum, açığa alınan kamu çalışanları, gözaltına alınanlar, tutuklananlar hep bu somut adımların tezahürü.

Elbette gerçekten demokrat, insan hakları konusunda hassas bazıları, bu adımların fazla sert ya da kurunun yanında yaşa bakılmaksızın yapıldığı eleştirisini yapabilir.

Elbette hiç kimse suçsuz, günahsız kimsenin bu süreçte haksızlığa uğramasını istemez.

Hatta şu memlekette insan hakları, demokrasi ve adalet için en çok konuşan insanlardan biri benim.

Fakat fazla sert davranıldığını, kurunun yanında yaşın da yandığını düşünenlere şu üç şeyi hiç unutmamalarını söyleyeceğim:

Bir: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalanması mı, FETÖ/PDY yurtlarının kapatılması mı daha sert?

İki: FETÖ’cü teröristlerin ‘kim olduğunu ayırmadan’ 260 insanımızı katletmesi mi, binlerce insanın gözaltına alınması mı daha sert ?

Üç: Darbe başarılı olsaydı yaşanma ihtimali olacaklar mı, meşru bir meclisin kararıyla uygulanan OHAL kararları mı daha sert?

Usulsüzlüğün, haksızlığın, güçlünün hukukunun karşısında olalım ama...

Neyin kıyısından döndüğümüzü de asla unutmayalım.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ