16 Aralık 2017 Cumartesi
Yücel Alpay Demir

Yücel Alpay Demir

kocaeli@kopiservis.com.tr

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Mehtapta iftar…

Yücel Alpay Demir

16 Haziran 2016 tarihli yazısı

Yıllar öncesine dayanan bir tanışıklığım vardı, İstanbul’da ticaret ile uğraşan muhafazakâr bildiğim, ticaret yapmasak bile ortak tanıdıklarımız vesilesiyle pek çok kez iş icabı aynı ortamlarda bulunduğum biriydi.

Sosyal medya vesilesiyle yaptıklarından az çok haberdardım ve sosyal medya vesilesiyle yaptıklarımdan az çok haberdar olan, ekonomik gelir düzeyi benden kat be kat yüksek biriydi.

Kendinden emin vakur bir ses tonuyla aradı beni, halimi hatırımı sorduktan sonra girdi konuya…

 

Bir iftar organizasyonu yapıyorum, İstanbul’da deniz manzaralı özel bir restoranda, seçkin elit bir ortamda dostlarımı ağırlayacağım bilirsin senin yerin ayrı, muhakkak beklerim. İftar açık büfe olacak menüyü özenle kendim seçtim. Mazeret kabul etmem bana kısa sürede haber ver. Rezervasyonunu akredite ettireyim diyerek benim çapımın çok üzerinde bir cümle ile sözlerine son verdi.

 

Telefonu kapatınca çok düşündüm davetin nedenini ve içeriğini. Tanış idik ama dost değildik. Sonra muhafazakâr ve dindar diye bildiğim bu insanın, ihtişamlı büyük bütçeli ve kendince seçkin dediği konuklarına ikram edeceği açık büfe yemekleri, iftarın anlam ve önemiyle, Ramazanın maneviyatı ve öğretileriyle bağdaştıramamanın rahatsızlığını hissettim.

 

Oysaki her fırsatta Filistinli bir öksüzün, mısırlı bir yetimin resmini paylaşıp İslam Birliği’nden bahsedecek kadar da inançlı biriydi.

 

Sonra kendime de kızdım, demek ki ona bu davete katılabilecek bir insan hissiyatı uyandırmıştım yani kendi gibi feysbuk muhafazakârı, piyasa dindarı veya itikadı noksan bir insan kıvamındaydım onun gözünde!

 

Ramazan ayı olmasa, koşa koşa giderdim o davete. Hatta kendimi hatırlatmak davet ettirmek için, birkaç dini bütün feysbuk paylaşımını beğenirdim bile…

 

Ama Ramazandı, bari bu ayda olmamalıydı.

Türk Ocağı ve BAYŞAD’ın ev sahipliğinde insan manzaralı hem de iyi insanlar manzaralı bir hasır üzerinde zeytin ekmekle iftar açmış, Türkmen Dağındaki yiğitler için de Allah’a el açmış biri olarak yakıştıramadım kendime ve aile iftarımız var yalanıyla süslü bir yazılı mesaj ile savuşturdum bu daveti, nazikçe.

 

Yürüyeyim dedim ve çıktım yürüyüş yoluna, hem vakit geçer hem de kafamı toparlarım dedim böylece, birde ne göreyim, reklam panosunda bir iftar reklamı!

 

Büyükşehir Belediyemizin yan kuruluşu bir restoranın Mehtapta iftar reklamı!

 

Lüks bir gezinti gemisinde, musiki dinletisi eşliğinde, mehtap manzarası ile iftar organizasyonuna davet reklamıydı bu…

 

Ramazan ayının anlam ve önemine tamamen aykırı, Ramazan ruhundan uzak bu iftar daveti şehrimizdeki herhangi bir organizasyon firması veya lokantası tarafından yapılsaydı yine hoş olmazdı ama bu sütunlara konu edemezdim, neticesinde arz ve talep meselesiydi.

Ama konu hepimize ait olması gereken ancak her anlamda olabildiğince uzak olan Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin bir kuruluşunun reklamı ve projesi idi ve bu belediyemizin başkanı da dini bilgisi ve hassasiyetleri olan bir kimse idi.

 

Böyle bir organizasyona müsaade etmemeliydi diye düşünüyorum. Diyelim ki haberi yok -ki büyük ihtimal yoktur- çünkü başkanların işleri genelde başlarından aşkın olur…

 

O kurumun yetkilileri böyle bir şey organize etmemeliydi. Çünkü o yetkilileri de oraya belediye başkanımız atıyor veya atanmasını onaylıyor nihayetinde…

 

Ve genelde başkanlar idareci ataması yaparken kendi gibi düşünen kişileri tercih ederler diye biliyorum.

Hani derler ya bana ekibini söyle sana nasıl bir yönetim anlayışın olduğunu söyleyeyim diye, onun gibi bir şey.

 

Sözün ve yazdıklarımın özü şu aslında, dindar bir siyasi gelenekten gelen İbrahim Karaosmanoğlu Başkanımızın belediyesinde bile böyle organizasyonlar oluyorsa, İslami anlayışın son yıllarda nasıl deforme olduğunu varın siz tahmin edin. Bu sorunun aslında sadece bir yansıması, sorunun aslı toplumumuzdaki arz yanlışlıkları, insan yetiştirmedeki başarısızlıklarımız. Popüler kültürün dindar nesle ulaşması ve bazı dini görevlerin sosyalleşmenin bir gereği olarak algılanması, alışkanlık veya görev haline getirilmesi diye düşünüyorum. İbadet alışkanlık değil bize manevi kazanımlar sağlayacağı kesin olan Allah’ın emridir. Bu emri yerine getirirken aslından uzaklaşmamak gerekir.

 

Çözüm için geç kalmış sayılmayız. İkbal istikbal arayışları ile söylem ve sloganlardan kurtarılmış bir nesil yetiştirilmeliyiz diye düşünüyorum. Tatlı bir çember sakal ve yeşil bir gümüş yüzük ile dindar imajı yapmanın doğru olmadığını gençlerimize anlatmalıyız. Sorgulayarak algılayarak ve söylediklerini yaşantısında uygulayarak insanlığa faydalı olunabileceği öğretmeliyiz diye düşünüyorum.

 

Çünkü bu dünyanın bizim necip milletimizin bağrından çıkmış gerçek dindar insanlara ilim ve irfan sahibi insanlara çok ihtiyacı var. Malum Arap ülkelerin İslam dinimizden ne kadar uzak oldukları ortada.

 

Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından inşallah kurtuluş olan nefis terbiye ayı, imtihan ayı, tahammül ayı Ramazanın, 17 saatlik bir açlık sonucu iftar ile birlikte mükellef sofralar olmadığının, gezinti gemileriyle mehtap turları olmadığının bilincine ermemiz umuduyla esen kalın.

 

Selam ve dua ile…

 

kaa

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr