11 Aralık 2017 Pazartesi
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kelepçeli kefalet

Ozan Özgenç

10 Haziran 2016 tarihli yazısı

Öncelikle, bu tip konuların hassas konular olduğunu bilerek, mümkün olduğunca hassasiyet göstermeye çalışarak yazmaya çalışacağım.

İlk soru şu: KOTO Başkanı Murat Özdağ’a neden kelepçe takıldı?

FETÖ/PDY operasyonu kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden bildiğimiz kadarıyla hiç birine kelepçe takılmadığı halde, Murat Özdağ’a neden kelepçe takıldı?

Kabul edelim, sevilsin ya da sevilmesin Ticaret Odası Başkanı’nın elleri kelepçeli hali hiçbirimizin hoşuna gitmedi.

Toplumun ve basının önüne çıkarılır, bir yerden başka bir yere nakledilirken keşke, kelepçeli olarak gösterilmeseydi.

Hatta dün kente gelen Milli Savunma Bakanımız Fikri Işık da kelepçe konusunda rahatsız olmuş ve bu olayı bir soruşturacağını söylemiş.

Açıkçası bu görüntüye hem üzüldüm, hem de merak ettim.

Tekrar ediyorum konu hassas ve benim merak ettiğim kimin suçlu olup olmadığı değil, ki bunun kararı bağımsız yargının işidir, Özdağ’ın hiç kimseye uygulanmayan bir muameleye neden uğradığıydı.

Şöyle bir kanunlara baktım ve şunu gördüm:

5271 sayılı CMK derki; “Yakalanan veya tutuklanan kişilere, bir yerden başka bir yere nakledilirken, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike oluşturduğu hususunda belirtiler varsa kelepçe takılabilir.”

Bilmediğim başka bir hüküm yoksa, benim üzerine konuşmak için bulabildiğim sadece bu hükme göre yani, şüpheliye kelepçe takılması şartlara bağlanarak istisna haline getirilmiş.

Birincisi; kişinin kaçma ihtimali,

İkincisi; başkasına zarar verme ihtimali.

Bizim bildiğimiz kadarıyla Murat Özdağ yurtdışından kendi isteğiyle Türkiye’ye döndü.

Bu durumda,yurt dışından dönmeme ya da oradan başka bir yere kaçma ihtimali varken geri dönen Murat Özdağ’ın, ya emniyetten hastaneye veya adliyeye giderken kaçacağından şüphelenilmiş ya da emniyette, adliyede,hastanede veya bunlar arasında nakledilirken etraftaki birilerine saldırmasından kuşku duyulmuş.

Kaldı ki, bu nakiller sırasında saldırıya uğrayan gazeteciler olmuş ama saldıran Özdağ değil, elleri kelepçeli olmayan yakınları olmuştu.

Evet konu hassas.

Konuyla ilgili bir açıklama yapılır mı bilmiyorum ama kamuoyunun çoğunluğunu ettiği gibi, Bakan Işık’ı da rahatsız eden bu durumla ilgili, benim edindiğim kanuni bilgi bu.

Konuya, siyaset ya da cemaatin karıştığı iddiaları, bizim bileceğimiz iddialar değil.

Yoksa, “Murat Özdağ’a yönelik karakter suikasti var.” diyen de, “Bu operasyona paraleller karıştı.” diyenler de var.

Belki bir kişinin özellikle yaptığı bir provokasyon, belki de değil bunu bilemeyiz.

Ama bütün emniyeti ya da savcıyı bir kişi yüzünden suçlayamayacağımız gibi, belki de tam bilmediğimiz bazı detaylar yüzünden bizler de yanılıyor olabiliriz.

İşte bu yüzden, gerekli resmi açıklamaların yapılmasında, kamu menfaati adına fayda gördüğümü söylemeliyim.

Çünkü bu tip davalardan sonra konuşulan söylentilerin, kişi ya da kurumlara faydadan çok zarar getirdiği muhakkaktır.

O zaman da; “Bu durum kime yarar?” soruları sorulmaya başlanır ki, bu işin sonu hiç gelmez.

 

MADEM SUÇSUZSUN, NEDEN KEFALET ÖDEDİN?

Bu da ikinci soru.

Aslında çok fazla karşılaştığımız bir önlem değil, kefaletle serbest bırakma.

O yüzden, “Neden Özdağ kefalet öderken diğerleri ödemedi?

Madem Özdağ suçsuzum diyor, neden kefalet ödedi?” sorularını sık duyar oldum.

Hukukçu ya da yılların polis-adliye muhabiri değilim ama yaşadığımız olaylar ve toplumun duygu durumu sizi, bir gazeteci olarak başka şeyleri de anlayıp, kamuoyuyla paylaşmaya yönlendiriyor.

İşte bu son yapılan FETÖ/PDY operasyonlarının ardından, 65 kişi içinden neden sadece 3 kişinin kefaletle salıverildiğini, toplum gibi ben de merak ettim.

Yukarıda da söyledim; bu işin mantığı ceza değil, önlem aslında.

Kefaletle salıverme-serbest bırakma, adli kontrol tedbirlerinden biri. 

Şüphelinin maddi durumu göz önünde bulundurularak, Cumhuriyet Savcısı’nın isteği üzerine, miktarı ve ödeme şekli  hakimce belirlenecek bir güvence miktarının yatırılması karşılığında, kişi kefaletle serbest bırakılabiliyor. 

Yani, tutukluluk sebebi varsa bile, yerine uygulanabilecek bir tedbir bu.

Tutuklama ancak zorunlu hallerde, en ağır önlem olarak başvurulan bir adli kontrol yöntemi. Ağır şartlar yoksa, kişinin özgürlüğünü elinden almamak için kefalet ve yurt dışına çıkış yasağı gibi önlemler alınıyor.

Eğer şüpheli veya sanık, delilleri karartma şüphesi taşımıyorsa, bir maddi teminat gösterebiliyorsa, kefaleti talep ediyorsa bu tür bir adli kontrol yöntemi uygulanabiliyormuş.

Ancak bu kararı vermek hakim için bir zorunluluk değil, seçenek.

Dolayısıyla kefalet; suçlu olduğu için ödenen bir karşılık değil, olası suç şüphesi üzerine adli kontrol kararıyla birlikte uygulanan bir tedbir kararıdır.

Davadan beraat edildiğinde, sanığa iade edilirmiş.

Dolayısıyla ne kefalet ödemek suç kanıtıdır, ne de ödememek suçsuzluk.

Dediğim gibi, benim araştırıp öğrendiğim bu. Daha doğrusunu bilen varsa anlatsın, biz de öğrenelim.

 

SLOGAN MI, KURŞUN MU UZAĞA GİDER?

Öncelikle şunu belirtmeliyim.

Hastanede yaralı PKK’lı ve DHKPC’lileri ziyaret ettiğini söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu görüşüne katılmam.

Ben, hastanede yatan PKK’lı ve DHKPC’lileri ziyaret etmem.

Kahpece şehit edilmiş gencecik bedenlerin, sokakta bombayla havaya uçurulmuş insanlarımızın katillerine geçmiş olsuna gitmem.

Cenaze çadırılarına girmem... Namazını kılmam.

Bunu yapana, belki oy vermem.

Ama...

Türkiye’nin Ana Muhalefet Lideri’ni katıldığı bir şehit cenazesinde de yuhalatmam.

Taş, toprak ya da başka bir şey atarak, saldırtmam.

Küfretmem, hakaret ettirmem.

Mafyacılık yapmam, yaptırmam.

Kısacası, şehit cenazesinde terbiyesizlik yapmam, yaptırmam.

Bu ne Türk töresine, ne yüce dinimize yakışır.

Ama her ikisini de kullanarak, hepimizinden fazla Türk ve müslüman olan, slogan atarak haykıran bu insanların nasıl da çoğaldığının farkında mısınız?

Mafyavari kurşun bırakmalara pek itibar etmiyorum ama fikirlerin yerini alan bu sloganlardan fena halde kaygılıyım.

 

Çünkü bazen atılan bir slogan, kurşundan daha uzağa gider.

Çünkü, sloganların vurduğu insanlar, kurşunlardan fazladır.

O yüzden sloganları bırakıp, fikirleri konuşalım artık.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr