24 Ekim 2017 Salı
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Açma kapama korosu

Ozan Özgenç

28 Mart 2016 tarihli yazısı

90’lı yılların sosyal ve siyasi hallerini hatırlayanlar, bu ülkenin nerelerden gelip geçtiğini daha iyi değerlendirirler.

Hatta 90’larda bu ülkenin, sosyo-kültürel ve siyasi anlamda dibi gördüğünü iddia ederim.

Örnekler çok ama yer az. Uzatmayacağım.

O zamanlar parti kapatmalar modaydı.

Birileri işaret eder, medya üzerinden yaygara kopardı: Bu partiyi kapatın !

Devletin bekaasına, milli birliğe karşı, halkı kin ve nefrete düşürmekten, irticayı getirmekten ha bire parti kapatılırdı.

Bugün en son HDP adı altında faaliyet gösteren parti, o yıllardan beri alfabenin neredeyse tümünü üç harfli permütasyon, kombinasyon hesabıyla kullanmış olabilir.

Keza, rahmetli Erbakan o kadar olmasa da, aynı dertten muzdaripti.

İrticacı bunlar, kapatın !

Sonra İmam Hatipler’e geldi sıra.

“İrticacı yetiştiriyor bunlar.” diye zorunlu eğitimi 8 yıla çıkartarak, İmam Hatip’lerin orta kısımları kapatıldı.

O dönemlerde aynı ahali tarafından açılması istenen tek şey, başörtülü kadınların saçlarıydı.

28 Şubat döneminde üniversitede okuyan biri olarak, ilk ozaman bu açılması ve kapanması gerekenler korosunu tanıdım.

Gazetelerde ve televizyonlarda bir takım dernek başkanları, ileri gelenleri, üniversite profesörleri, bazı yargı mensupları, politikacılar partiler kapansın, saçlar açılsın diye kampanya yapıyordu.

Nitekim, istenen de oldu.

O günlerde sosyal medya yoktu ama klasik medyanın müthiş bir gücü vardı.

Bugün ise klasik medya ortadan ikiye bölündü.

Üstüne üstlük sosyal medya diye, daha güçlü bir baskı mekanizması ortaya çıktı.

Açılması ve kapanması gerekenler korosu, yeri geldiği zaman yine hep bir ağızdan orjinal eserler seslendiriyor.

Bugünlerde ise en moda eser, Ensar Vakfı kapatılsın adlı, garp makamı anonim bir eser.

Şerefsizin biri demekten, okuyucunun huzurunda dahi yüksünmeyeceğim bir vakıf mensubunun, küçücük çocukları taciz etmesi günlerdir konuşuluyor.

Bu ve bunun gibi, hastalıklı insanların özellikle çocuklara yaptıkları iğrençlikler sonrası yaşamalarını lüzumsuz bulurum.

Yasaların, bu insanlara ayrı bir parantez AÇMASINI ve mümkünse uzatmadan KAPATMASINI isterim.

Bunun savunulacak, hoş görülecek, kıvırılabilecek hiç bir yanı olamaz.

Lakin, bir suçlunun, bir kurumun tamamını temsil etmesi de doğru değil.

Konu, kurum da değil aslında.

O kurumda tamamen temiz ve saf duygularla, çocukları kendi çocukları gibi görüp yetiştiren, o kurumun kapatılmasını isteyenlerden ve istemeyenlerden daha temiz insanlar asıl konu.

Bir sapık yüzünden, orada görevli bunca insana sapık muamelesi yapılmasını doğru bulmuyorum.

Dahası, barbar dönemlerin kafatasçı, kan görmekten hoşlanan, yaralı gladyatörün kellesinin uçmasını bekleyen Romalılar’ın çıkardığı kan uğultusu gibi geliyor bana.

Ne oluyoruz?

Artık sapıkları da ideolojilere, kurumlara göre mi belirliyoruz?

Bu bugün bir sapık Ensar Vakfı’nın bir şubesinde kendini göstermiş, yarın başka bir kurumda pekala gösterebilir.

Şu üç soruya gönül rahatlığıyla cevap arayalım:

Bir; Dini vakıf ve dernekler, diğer vakıf ve derneklerden farklı olarak, sapık istihdam eden kurumlar mıdır ?

İki; İşlenen bu adi suçun cezasını, müsebbiblerinin bulunmasını ve bir daha işlenmemesi için alınması gereken tedbirleri tartışmak yerine, ideolojik sebeplerle bir tarafa yüklenmek için, istismar edilmiş zavallı çocukları siyasete alet etmek, bir kez daha onları istismar etmek olmuyor mu?

Üç; Aynı iğrençlik örneğin laik olmakla övünen bir kurumda cereyan etse, aynı şarkı söylenir mi?

Tabi, bu işin diğer tarafı da şu:

Bir; Kişinin İmam Hatipli olması, her şeye rağmen en temiz, en saf insan olmasını sağlar mı?

İki;Taştan da olsa, İmam Hatipli mi olsun, yoksa işi ehli ve hakeden mi yapsın ?

Üç; Koroya karşı, koroyla cevap vermek yerine, adalet ve eşitliği ne zaman görebileceğiz ?

KOCAELİSPOR:KAYBOLUŞ HİKAYESİNDEN ÇIKAN BİR DİRİLİŞ DESTANI

Borçları yüzünden birinci lige, oradan ikinci lige derken, amatöre kadar düşüp gözden çıkarılan ama gönüllerden asla çıkmayan...

“Profesyonellerin” terkettiği ama amatör ruhun sahip çıktığı...

Herkesin yok olmasını beklerken, taraftarlarının asla yalnız yürütmediği halkın takımı Kocaelispor;

Bugün bir yeniden doğuş hikayesi yazdı.

Hepsi bir yana, Cumartesi gecesi Kocaeli, son yıllarda unutulmayacak bir gece yaşadı.

Şehrin sosyal hayatına, eğlence ve renk geldi.

Sanki herkes, bu heyecanı susamışçasına doldurdu İsmet Paşa’yı.

Tam 20 bin kişi, ulusal kanalda canlı yayınlanan bir amatör küme maçında rekor kırarak tribünleri doldurdu.

Herkesin bitmesini beklediği hikaye, bugün artık bir destana dönüştü.

Tüm Türkiye’nin canlı yayından izlediği bu diriliş destanını, umarım ona kendi şehrinde sırtını dönenler de artık okur.

Çünkü destan burada bitmeyecek gibi...

kocaelispor2

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ