20 Ekim 2017 Cuma
Mustafa Kalabalık

Mustafa Kalabalık

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Küresel Siyaset ve Keskin Kutuplaşma…

Mustafa Kalabalık

16 Kasım 2015 tarihli yazısı

Küreselleşme, son yıllarda üzerinde en çok tartışılan, fikirler üretilen, farklı anlam ve değerler yüklenen, çok farklı tanımlamalara, nitelemelere de konu olan kavramların en başında yer almaktadır. Zaman zaman küreselleşme yandaşları, kimi zaman ise karşıtlarının söylemleri ve eylemlerinin etkileriyle, bugün bile hala tam olarak ne anlam ifade ettiği kavranamadı sanırım..

 

Küreselleşmenin, özellikle iletişim teknolojilerinin hayatımızın her alanına olanca gücü ve etkisi ile bir yandan medya aracılığıyla dünyaya olumlu yanları empoze edilirken, diğer yandan bitmek tükenmek bilmeyen bazı etnik ve bölgesel sorunların yeniden ortaya çıkmaya başlaması, ülkelerin siyasal yaşam şekillerini ve ülke idarelerindeki ihtilafların, çatışmaların yeniden alevlenmesi süreçlerini de olumsuzluklar olarak karşımıza çıkarmaktadır..

 

Küreselleşme; “yeni dünya düzeninin en önde gelen ideolojik önermelerinden biri olan minimal devlet, refahdevletinin tasfiyesini ya da en azından ciddi ölçekte daraltılmasını ifade etmektedir” diye görüşler ortaya atılarak da tanımlanmaktadır. Burada ‘refah devleti’ sözünün, mevcut sistemde gerçekte ne kadar refah içinde oldukları da ayrıca tartışılmalıdır sanırım!

 

Daha geniş ve farklı anlamda ise, devletin sosyal ve ekonomik işlevlerinin bir şekilde tasfiye edilmesine ve devlet tarafından daha önce üretilen mal ve hizmetlerin, yeni pazarlar oluşturularak özel kişilerce ya da kuruluşlarca üretilmesi, pazarlanması anlamına geldiği de ifade edilmektedir.

 

* * *

 

Bizim toplumumuzda, devlet ve demokrasi arasındaki ilişki pozitif anlamlar içermesine rağmen, kimi kesimler tarafından devlet ve küreselleşme arasındaki ilişkinin negatif olduğuna inanan kesimlerin de olduğu muhakkaktır.

 

Hatta bazı kesimlerin, küreselleşmenin, yerel kültürlerin ve geleneksel bağların çözülmesine, milli ruh ve vicdanların belirleyiciliğini azalttığına dair söylemleri de bulunmaktadır..

 

Ülke nimetleri üzerindeki bölüşümün yeni bir dönüşüm içine girdiğine, toplumumuzdaki sürtüşmelerin yayılma tehlikesinin her zamankinden daha çok olduğuna ve olacağına, ülke sınırlarının ve geleneksel siyasal aktörlerin öneminin giderek azalacağına sebep olacağı öngörüldüğünden, değerler sistemi henüz ortaya konulamamış bir süreç olduğu da ifade edilmektedir.

 

Aslında küreselleşme, bizim için de yeni imkan ve fırsat kapılarının aralanmasına, gidilmemiş, görülmemiş ve keşfedilmemiş yeni coğrafyaların, ülkelerin tanınmasına, oradaki ticari ilişkilerin geliştirilmeleri ile yeni yatırım imkanlarına ulaşılmasına da sebep oldu..  

    

Ben bahsi geçen tüm söylemlerden ziyade, küreselleşmenin Türkiye siyaseti üzerindeki etkilerini de irdelemek gerektiğini düşünüyorum.

 

Gerçekten küreselleşmeyle birlikte, bazı etnik kimlik sorunları yeniden mi alevlendi? Yoksa alevlensin diye mi küreselleşme bahane edildi!

 

Kuzey Afrika ülkelerinde yaşananlara ne demeli? Buralarda yaşananlar, bölgesel sorunların yeniden ortaya çıkmaya başlamasına mı ön ayak oldu? Yoksa, onlar da mı küreselleşmenin bahanesi oldu?

 

Sanırım her ikisi de geçerli..

 

Eğer, dış dünyaya kapalı, dünya yüzeyinde etkileşimi olmayan, karşılıklı ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda alış veriş yapmayan bir ülke olmuş olsak, belki yaşadıklarımıza farklı anlamlar yükleyebiliriz. Ama ne yakın coğrafyamızdan, ne de dünyada yaşanan gelişmelerden etkilenmeyen bir ülke olmadığımız da bir gerçek..

 

Hatta ilgisiz kalamayacağımız, tarihsel bir gerçeğimiz de var..

 

İçinde olduğumuz yüzyılın gereklilikleri, bize tarihin herhangi bir bölümü ile kıyaslanamayacak şekilde hızlı ve inanılmaz ölçüde değişimlerden geçtiğimizi de gösteriyor. Bizim bu gelişmelerden kendimizi soyutlamamız düşünülemez sanırım..

 

Her değişim süreci ve krizler, içinde bulunulan şartlara göre de yeni imkanlar ve fırsatlar olarak karşımıza çıktığından, bu fırsatları ülkemize kazandırmakla sorumlu olanlar, siyaset kurumu, yerli yatırımcılar, iş adamlarımız ve müteşebbislerimizdir.

 

Sorumlu olanlara düşen ise bu fırsatları iyi analiz edebilmek ve ülkemizin imkanları haline dönüştürerek yeni kazanımlar elde edebilmektir.

 

Ancak çok daha önemli hususun, zaman içinde, küresel siyasetin geldiği ve gitmekte olduğu değişimler de analiz edilerek, çoğunluk güvencesiyle(!) yeni kazanımlar elde etmek için, eski huzurlu, güvenli, ağır aksak da olsa birlikte yaşayabilme kazanımının kaybedilmemesi olduğunu görmeliyiz sanırım.

 

Daha fazla ve daha keskin kutuplaşmaların ülkemizi nereye götüreceği, hangi kazanımları(!) bize sağlayacağı iyi hesap edilmeli..

 

Hem de, herkes, her kesim, her siyasi görüştekiler tarafından… 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ