24 Ekim 2017 Salı
Mustafa Kalabalık

Mustafa Kalabalık

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

İnsanlar hak ettiği şekilde mi yönetilir

Mustafa Kalabalık

02 Kasım 2015 tarihli yazısı

Son yıllarda bir “vizyon” söylemidir gidiyor..

 

Hemen hemen her şirkette, örgütte, grupta ve liderlerinde, vizyondan ve vizyoner olunmasından bahsedilmesine rağmen, gerçeği aramak yerine, vizyoner olduğunu söyleyenlerin hazırladığı reçeteye bakarak bir değerlendirme yapmak topluma daha kolay geliyor…

 

Allah aşkına “vizyon” nedir?  Mesela, “geleceğin resmini  çizmek” olarak tanımlayabilir miyiz?

 

Vizyoner dediklerimizin, bu resimde çizilmesi gerekenleri hayal edebilecek bir kabiliyeti, bilgisi, enerjisi, malzemesi var mı bakalım! Gelecekle ilgili düşünceleri olanlar, bir hayal mi, yoksa bir vizyonu mu ifade ediyorlar?

 

Önce,  biraz kendi vizyonumuzu, gelecek beklentilerimizi sorgulayalım…

 

Cevaplarımız ne kadar belirli ise, gelecek ile ilgili çizdiğimiz tablo ne kadar netse, hayalden icraat sürecine geçmişsek, hayallerimizin zeminini sağlamlaştırmak adına kendimizi hazırlıyorsak, bunları yaşama ihtimaliniz de o kadar yüksek olacaktır. Sonuçları da vizyonumuz..

 

Ancak, daha düşüncelerimizde belirsizlikler varsa, bu belirsizliklerde ne kadar fazla ise, kendi düşüncelerinizin peşinden değil de başkalarınınkine göre yaşam tarzınızı oluşturuyorsanız, ifade ettiğiniz şey bir vizyon değil, bir hayal olarak kalacak..

 

Sizin geleceğiniz, sizin dışınızdaki farklı değişkenlere bağlı olacağı için de büyük bir ihtimalle, istediklerinizin gerçekleşmesi size bağlı olmayacak ve ‘ikinci elden yaşamış’, başkalarının sizin için çizdiği bir yaşantıyı sürüyor olacaksınız... 


Bu kadar hareketliliğin, değişimin, gelişmenin olduğu bir ülkede, “keşke”si daha az geleceğimizi nasıl ve ne şekilde belirleyebiliriz?

 

“Doğru” algısında nasıl daha seçici olabiliriz? Elbette alışkın olduklarımız haricindeki alternatifleri de görmek isteyerek ve görerek…  

 

Geleceğimizle ilgili doğru soruları kendimize sorup, cevaplarımızı samimiyetle verebilmişsek eğer, istediğimiz, hayal ettiğimiz, vizyon olarak belirlediklerimize ulaşma yolunda karşımıza çıkacak fırsatlarda elbet olacaktır.

 

Eğer bu fırsatları görebilir, okuyabilirsek tabi…

 

Ama bir vizyonunuz yoksa, karşınıza çıkan fırsatları da fark etmeniz mümkün olmayacak, belki de göstere göstere elinizden uçup gidecektir. …

 

Hayata dair her ihtiyacımızı karşılamakla sorumlu olmak isteyenleri, çocuklarımızı daha güvenli, sağlıklı, bilgili, kültürlü, geleceğe hazırlayan projeleriyle örnek olacakları iyi belirleyebilmek, seçilmiş doğru insanları başımıza getirmek, önce kendimize verdiğimiz değeri gösterecektir.

 

İnsanlar hak ettiği şekilde yönetilirler…

 

Hikaye buya..

 

Zamanın birinde bir ülkenin padişahı ölmüş. Çoluğu çocuğu olmadığı için, yerine kimi padişah edeceğiz diye şaşırıp kalmışlar. Sonra şehrin ileri gelenleri toplanıp, bir karara varmışlar. Karara göre ahaliyi toplayıp, padişahın eğitimli güvercinini salacaklar. Güvercin kimin omzuna konarsa, o padişah olacak.

 

Neyse, ahali toplanmış, herkes heyecanla güvercin omzuna konsun diye dualar edip, adaklar adarken, şehre iki yabancı turist gelmiş. Tabii, onların da haberi olmuş durumdan... Şehrin meydanına doğru giderken, kendi aralarında konuşuyorlarmış.

 

Yüzü güleç olan yabancı demiş ki; “Eğer güvercin benim omzuma konarsa, öyle adil olurum ki, toprakları zengin, insanları, kurdu, kuşu bile zengin ve mutlu olur. Duyan herkes bu şehirde yaşamaya can atar” demiş.

 

Asık yüzlü olan adam ise; “Valla ben acımam arkadaş. İnsanların ne dirisine ne de ölüsüne acırım. Sırf eziyet olsun diye, ölülerini bile bacadan çıkarttırırım” demiş.

 

Olacak bu ya, güvercin gelip zalim adamın omzuna konmuş.


Neyse adam padişah olmuş, arkadaşını da vezir yapmış. Sözünü tutmuş, o şehrin halkına öyle zulüm yapmış ki, halkı canından bezdirmiş. Bir gün.. Beş on kişi toplanıp saraya gelmişler. Gelip vezirin huzuruna durmuşlar. “Vezirim, ne olur padişaha söyle, her türlü zulmüne katlanıyoruz, neyse de, bari izin versin de, ölülerimizi kapıdan çıkaralım. Valla cenazeyi bacadan çekmek çok zor oluyor.”

 

Vezir gidip durumu padişaha anlatmış, o da “Arkadaşım, padişah olmak için o meydana giderken sen de, ben de nasıl bir padişah olacağımızı söyledik. Allah kalbimizi biliyordu, benim gibi birini hak etmeselerdi, güvercin senin omzuna konardı, sen padişah olurdun. Demek ki bu ahali beni hak etti ki, ben padişah oldum. Şikayet etmeye hakları yok. Hak ettikleri şekilde yönetiliyorlar” demiş.

 

Kıssadan hisse…

 

NOT: Malum, dün 1 Kasım seçimleri yapıldı. Ancak biz yazılarımızı, gazetelerimize bir gün önce gönderdiğimiz için seçim değerlendirmesini sonraki yazılarıma bırakmak durumunda kaldım.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ