13 Aralık 2017 Çarşamba
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

İş bırakmak yetmez, işine de sarıl

Ozan Özgenç

16 Ekim 2015 tarihli yazısı

Bu ülkenin siyasi tarihinde yaşanan onca olay var ki, birbirini tekerrür eden akıl tutulmalarını da içerisinde barındırır.

Tek tek uzatmaya, birilerini, kendimizi suçlamaya çalışmayacağım.

Ama gerçekten beni üzen bir şey var ki, onu da söylemeden geçemeyeceğim.

Yaşanan her şeye, acılara, ortak hatıralara rağmen, nasıl olur da işin sonunda hep, birbirimize uzlaşamayacak kadar ayrı düşeriz?

El uzatmaz, uzatanı hakir görür, uzatmayanı suçlarız.

Irkçılık genlerimizde yoktur der, ötekileştirmenin, etnik milliyetçiliğin, mezhep ayrımcılığın kralını yaparız.

Onun gittiği yere gitmez, kendi gittiğimiz yerde de onları istemeyiz.

Ama en demokrat, ileri demokrat, sosyal demokrat, halkın demokratı da bizizdir!

Ama herşeyin arkasına saklanacak ideolojik, milli ya da manevi sebeplerimiz de hazırdır.

Geçtiğimiz günlerde, Ankara’da yaşanan terör katliamı ile ilgili yapılan iş bırakma eylemi için bir paylaşım yaptım.

Dedim ki; “Teröre karşı iş bırakma, işine daha çok sarıl.  Eylemi hafta sonu yap ki, eğlenceyi bırak, yaşama sarıl.”

Bu paylaşım üzerine, eylem yapanlara sallıyorum diye tebrik edenler olduğu gibi (?), bana saldıranlar da oldu (?)

Hatta üniversite yıllarından beri görüştüğüm yakın bir arkadaşım yorum yaptı: “Bir günde 100 kişi öldü. Tabi ki iş bırakacak ve eylem yapacağız. Senin baban ölse, çalışır mıydın?”

Ben meseleyi kişisel almıyorum ama toplumsal sinir uçlarının hassasiyetiyle ilgili bir örnektir diye veriyor ve bir başka örneğe geçiyorum.

Muhabir, iş bırakma kararını uygulayıp eylem yapan bir hekime mikrofon uzatıyor. Eylemci hekim, “Askerin de ölümüne üzülüyoruz, sendikacının da..”diye giderken, muhabir soruyor, “Peki asker için neden iş bırakmıyorsunuz?”...!!!

Hekim afallıyor bir an, ne diyeceğini şaşırıyor ve ardından bunu bana değil tabipler birliğine sorun diyor....ama muhabir bırakmıyor ve “Siz neden eylem yapmadınız?”diyor, hekim “buna cevap vermek istemiyorum” karşılığını verip uzaklaşmak istiyor...

Sonra muhabir “Bizim için asker daha önemli”diyor !!!...ve hekim kontrapiyeden çıkıp, “demek asker ve diğerleri var sizin için, insanları ayırıyorsunuz yani”diyor haklı olarak..

Yani, saçmalamaya başlayan karşıt fikirli birine karşı, saçmalayan diğerinin akıl tutulmasına dönüşüyor iş...

Kimse geri atmıyor, hata yaptım, yanlışımı gördüm demiyor...İpler kopuyor..

Aslında, ne bu ülkede ölen insanlar için iş bırakmak yanlış, ne de ayrımcılık yapan birine, “neden ayrımcılık yapıyorsun” demek..

Ama.. Bu ülke için, ölen insanlarımız için her türlü eyleme dibine kadar varız da, neden bir kez de iş bırakarak değil de, teröre karşı birlikte duvar gibi durmak için 48 saat kesintisiz çalışmıyoruz?

Neden, duyarlılık için hastanede iş bırakırken, aylardır o günü bekleyen, sırası ancak gelmiş hastanın durumuna aynı duyarlılıkla yaklaşmıyoruz?

Neden “Biz bu sefer hafta sonu da çalışıyoruz.Bu terör ortamında korkan, sinirleri bozulmuş insanımıza daha çok hizmet edip, aydın olmanın getirdiği sorumluluk bilinciyle hafta sonu da çalışma eylemi yapıyoruz” demiyoruz?

Neden”Herkes için, hepimiz için, birbirimiz için bu akşam sınıflardayız. Bu gece uyumuyor, halkımıza kitap okuyoruz”demiyoruz...

Neden,”Asker bizim için daha önemli”yerine, “Asker de, polis de, sendikacı da, alevi de, sünni de bizim için çok değerli.”demiyoruz...

Sokağa çıkan duyarlı, çıkmayan duyarsız gibi görmenin, sokağa çıkan terörist, çıkmayan muhlis gibi görmekten ne farkı var?

Ben sokağa da çıktım, eylem de yaptım, kaçtım da..

Hatta ilk taşı henüz beş yaşındayken attım polis aracına yanlışlıkla ama o günkü polis beş yaşında kaya oynayan çocuğun elinden çıkan taşı kendine atılmış sayıp, kovalamaktan geri durmamıştı.

Yani diyeceğim o ki, bana duyarlılığı kimse anlatmasın.

Ben,  duyarlılığın,sorumluluğun ne demek olduğunu öğreneli uzun yıllar oldu.

Benim için duyarlı insan, ölen insanların ardından yeri gelince sokağa çıkabildiği gibi, yeri gelince de yaratılan kaos ortamında aklı bulandırılan halkına, o meşhur aydın bilinciyle, sorumlu olduğu işi daha iyi yaparak örnek olandır da.

Evet iş bırakmak bir eylem biçimi, farkındalık yaratma şeklidir ama bu ülkede halkına daha çok ilgi gösterip, zaman ayıran bir eylem daha önce gördünüz mü?

Haydi hep bebareber, hepimiz için, lafta değil gerçekten teröre karşı ve barış adına, birlik ve bütünlüğümüz için birbirimize okulda, hastanede, kamuda, trafikte daha  çok zaman ayıralım.

Bir geceyi birbirimiz için çalışarak geçirip, teröre karşı omuz omuza versek olmaz mı canım kardeşim?

Yoksa, başkaları her istediğinde o veya bu şekilde ayrıştırılarak, kin ve cehalet savaşı yaratılıp birbirimize kırdırılarak, kendi demokrasimizin mermisi gibi sağa sola sıkılarak daha fazla birlikte kalamayacağız.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr