15 Aralık 2017 Cuma
Hayrullah Demiray

Hayrullah Demiray

hayrullah@bizimyaka.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Neyi seçelim?

Hayrullah Demiray

29 Temmuz 2015 tarihli yazısı

7 Hazirandan bu yana genel tabloyu hatırlamaya çalışın. Koalisyon ihtimali, koalisyon görüşmeleri, olası koalisyon ortakları.
Temmuz ortasına kadar ülkenin her yanında bunlar konuşuldu.
Ne oldu da birden ortalık karıştı? 32 genç Suruç'ta katledildi.
Takip eden günlerde PKK askerlerimizi şehit etti, iki polisimiz evlerinde infaz edildi, bir binbaşıya pusu kuruldu. Daha bugün bir astsubaya daha pusu kuruldu.
Barış süreci neden askıya alındı ve bu olaylar patlak verdi çok düşünmeye gerek yok.
Aslında çok düşünülecek bir şey var oda bir partinin alacağı oyları artırabilmek için ne tür bedeller ödemeyi yada ödetmeyi göze alacağıdır.
Son 5 yıldır IŞİD dışında hiçbir terör saldırısıyla anılmayan bölgeler bugün ateş çemberine dönüşüyorsa bunda sorumluluk bu bölgede nüfuzu olan herkese aittir.
Sorumluluk devletin, partilerin, istihbarat birimlerinindir.
En önemli pay tabi ki istihbarat birimlerine aittir.
Bu ülke sınırlarında olan her eylemden, eyleme katılanından geldikleri illerine kadar her bilgiye sahip olan Milli İstihbarat Teşkilatı nasıl oldu da ne Reyhanlı'da ne Suruç'ta eylemleri önleyemedi.
Aklımda mide bulandıracak türden bir neden var aslında. Bugün MİT'in en üst makamı dün milletvekili olmak için iktidarın kapısına dayandı, Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bu amacından vazgeçti ve eski görevine döndü.
Burada hata milletvekili olmak istemesi, daha büyük olan hata ise MİT'teki görevine geri dönmesidir.
Biz bugün milletvekili olmak isteyip olamayan MİT müsteşarının başarısını tartışamıyoruz. Çünkü daha acılar tazeyken buna kimse cesaret edemiyor.
Fakat yapılması gerek budur. MİT hiçbir suretle hata yapamaz. Bir ülkenin ana istihbarat örgütü hata yaparsa, doğru işlemezse, bir şeyler orada yanlış giderse bugün olanlar olur.
İstanbul gibi bir metropolün göbeğinde metrolarda bomba olabilir diyip metroları kapamaya kalkarsın, bir bebek arabasının başına 42 metre güvenlik şeridi çekip fünyeyle havaya uçurmaya kalkarsın.
MİT'in işleyemeyişi bizi bugün bu noktaya taşıyan en önemli unsurdur. Bu er yada geç erk ve destekleyenlerince kabul edilecektir. Daha korkutucu olan şeyin ise erken seçim döneminde istihbarat servisinin bu tarz olaylara göz yumma ihtimalidir ki ben buna bırakın inanmayı hayal dahi etmek istemiyorum.
Tüm bu saldırılar ve ölümler olurken siyasilerin söylemleri de fevkalade önem kazanıyor.
Özellikle böyle bir durumda yereldeki siyasilerin tutumları önemli.
Son bir haftadır biz yerelde ve genelde sıklıkla ne duyuyoruz siyasilerden?
Erken seçim.
Tüm bu yaşananlar ya kimsenin umurunda değil ya da senin benim üzüldüğüm kaygılandığım kadar Ankara düşünüp tasalanmıyor. Herkesin ağzında aklında erken seçim var.
Bu ortamda hangi erken seçim?
Ne oldu da neyi erkenden seçeceğiz?
Mevcut durumda bir hükümetimiz yok, eski hükümet görevini sürdürüyor, MHP kale gibi koalisyon imkanlarının tamamını kapatıyorken erkenden sandığa gidip neyi seçeceğiz?
Yereldeki siyasilerin bu konuda daha hassas davranmaları gerekli. Özellikle bir ölüm söz konusu olduğunda.
Fakat bu hassasiyetler artık beklentilerin çok üzerinde kabul ediliyor. Hiçbir il başkanı genel merkezlerinin "söyle" demediği bir şeyi söylemekten kaçınıyor çoğu zaman.
Bu insani bir şeydir, inançlı her insanın bu ülkenin bir evladı öldüğünde koşulsuz üzülebilmesi zorunluluktur.
Bu ortamda zaman kaybedilmeksizin erken seçim hazırlıklarının artık rafa kaldırılması gerekiyor. Bugün yaşananların ciddiyetini anlamadan ya da anlamalarına rağmen anlamamış gibi seçim çalışması yapmaya kalkan siyasi parti hangisi olursa olsun önümüzdeki ilk seçimde sandığa gömülecektir.
Geçen Cuma günü bir camide hocamız vaaza başlamadan "ölen kardeşlerimize Allah'tan rahmet dostlarına ve kederli ailesine sabır diliyorum" dedi. Bir ölüye rahmet dilendiğinde cemaat "amin" der. Ama bu sefer cemaat duraksamadan tereddütsüz susmayı bir şey dememeyi tercih etti.
İşte bunda kaybettiğimizi geri koyamayız. Bu vatanın hangi köşesinde hangi evladı ölürse ölsün, kendi canımızdan bir parça kabul etmeyi görev edinemezsek bu şanlı bayrağın sonunu kendimiz getiririz.
Unutmayın 26 Ağustos 1922'de hiç kimse bugün olduğu gibi "bunlar bizden, şunlar değil" diye düşünmediği için 30 Ağustosu kutluyoruz.
Değerini unutmayın, öleninde kalanında.
Saygılarımla...

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr