20 Ekim 2017 Cuma
Adnan Gümüşer

Adnan Gümüşer

adnangumuser@bizimyaka.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Çocuk gelinler

Adnan Gümüşer

01 Şubat 2014 tarihli yazısı

Evlilik insanın en temel hakkıdır. İnsanın asli ihtiyaçlarındandır. Bu hakkı ne zaman kullanacak ve hangi yaşta bu görevi yerine getirecek sorusu günümüzde bir hayli önemli. Kendi geleceğine karar verme sağlıklı tercih yapma ve yetişkince tavır sergileme insanlık gereğidir.

Van’ın Çatak İlçesi’nde 2,5 yıl önce ’’Berdel” usulüyle gelin giden 14 yaşındaki kadının şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmalar süredursun insanlık olarak üzülmemek elde değil. Erken yaşta evlendirilmiş çocuğun ebeveyni ve akrabaları en büyük sorumludur.

 

TBMM de erken yaşta evlilik için kurulmuş bir komisyon var. Kamuoyu hep erken evliliğin doğuda olduğunu zanneder. Oysaki bu algı yanlış, komisyonun çalışmalarına göre; bir numaralı yer Ağrı çıkıyor, ikinci yer Edirne. Arkasından takip eden iller, Balıkesir, İzmir, Afyon, Çorum. Bu işler ülkemizin batısında da oluyor.

 

Sıcak Bölgelerin iklim yapısı ve evlilik kültürü göz önüne alındığında birçok örneği olan ve döneminde olağan karşılanır Peygamber (a.s.) Hz Aişe ile evliliği. Toplumsal olarak hiç problem edilmeyen bu evliliğin esasen Hz. Aişe dokuz yaşlarında iken gerçekleştiği ve rivayetlerin de bu noktada odaklandığı yazılıdır. Dönemin örf ve adetlerince sakınca görülmez. Nitekim Hz. Aişe kanalı ile nakledilen hadislerin sayısı bir hayli fazla. Peygamberimiz bu evliliği yaptıysa eleştirmek kimsenin haddi değildir. Kimse de eleştiremez. Peygamberimiz evliliğin yaşı, evlilik merasimleri vs. gibi geleneğin, örfün hâkim olduğu cihetlere dokunmamıştır. Hatta kendisi de bu alandaki geleneğe tabi olmuştur.

 

Evlilik yaşı hakkında birçok kitap yazılmış, görüşler öne sürülmüş ve herkes kendi tarzına, ilmine, anlayışına göre evlilik yaşı ne olmalı sorusuna cevap vermeğe çalışmıştır. Toplumsal engeller, faktörler, gelenek ve töreleri, bir kenara bırakırsak, “Ne Zaman Evlenelim?” sorusunun cevabı, insanın fıtratında gizlidir. Dolayısıyla bilimsel analize, felsefi delil ve cevaba gerek yoktur. Konuya gerçekçi yaklaştığımızda engelleri, toplumsal gelenek, görenekleri ve kişisel tercihleri bir kenara bırakarak fıtrat ve içgüdülerimizden bu sorunun asıl cevabı alınabilir. Bu durum açlık ve susuzluğa benzer. Ne zaman yemek yememiz ne zaman yemememiz, ne zaman su içip ne zaman içmemiz gibidir. İnsan doğal olarak ne zaman aç, ne zaman tok ve ne zaman susuz ve ne zaman suya ihtiyacı olduğunu bilir.

 

Allah hikmet üzere böyle önemli ve mukaddes ihtiyacı insanın fıtratında yaratmıştır. Doğal olarak zamanı geldiğinde bu ihtiyaç kendini göstermektedir. Zamanında bu ihtiyaca doğru cevap verilir ve istekleri karşılanırsa, tabii seyrini kat ederek ilerleyecektir. Eğer geciktirilirse veya tabii olmayan yollarla, insana yakışmayan bir şekilde cevap verilirse, kendi tabii mecrasından sapacak ve yozlaşacaktır. Aynı şekilde doğal ve içgüdüsel açlık ve susuzluk, uygun şekilde doyuma ulaştırılmazsa, insanı hastalığa, bozuk yemek yemeye, haram yemeye ve bazen hırsızlığa; sonunda ise ölüme kadar götürebilecektir.

 

Evlilik için İslam’ın hükmü, “Buluğa” erişmektir. Yani; “Olgunlaşmak ve yetişmek” tir. Peygamber efendimizin (a.s.) buyurduğu gibi; Meyvenin buluğa ermesi onun yetişmesidir. İnsan buluğa erince evlilik zamanı gelmiştir.

 

Evliliğin bir mevsimi ve baharı vardır. Eğer bu mevsim ve bahar geçerse zarar edilir. Meyve yetişip olgunlaştığında istifade edilmezse bozulur.

 

İnsanın manevi gelişiminin en önemli faktörlerinden birisinin “Uygun Eş” olduğu konusu uzmanlarınca açıklanmıştır. Hatta çoğu anketlerde, insan üzerinde kalıcı etki bırakan en kötü haberlerden ilk sırada olan husus, eş ölümü olarak karşımıza çıkıyor.

Bölgeler, ülkeler, ortamlar, nesiller, ırklar, kabileler, aileler ve bireyler bu konuda aynı durumda olmayıp birbirlerinden farklıdırlar. Örneğin: Sıcak bölgelerde yaşayan insanlar, soğuk bölgelerde yaşayan insanlardan daha çabuk buluğa ulaşırlar. Açık, kalabalık, kız ve erkek gençlerin birbirleri ile devamlı iç içe olduğu, dini değerlere bağlı olmayan, mahrem-namahrem, tesettür ve iffet meselelerine az riayet edilen ortamlarda yaşayan insanlar, temiz, iffetli ve geleneklere riayet edildiği ortamlarda yaşayan insanlara oranla cinsel buluğa daha erken erişmektedirler. Aynı şekilde cinsel meseleler konusunda pervasız hareket edilen, edep kuralları dikkate alınmayan kültürsüz ailelerde yetişen çocuklar daha çabuk buluğa ermektedirler. Bu meselelere riayet eden ailelerde büyüyen çocuklar ise daha geç buluğa ermektedirler. Geç buluğa ermenin çocuk için avantajı fazladır.

 

Anne ve babalar da dikkat etseler çocuklarının ne zaman evliliğe ihtiyacı olduğunu hareket ve davranışlarından rahatça anlayabilirler. Sağlıklı evlilikler için;

1- Öğretmenler ve konunun uzmanları toplumda insanlara bu meseleler hakkında eğitim vermeli ve bilinçlendirmelidirler. Onlara çocukların doğru ve sahih eğitimini öğretmelidirler.

2- Anneler ve babalar, çocuklarını, evlatlarını çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşamın sorumlulukları ile tanıştırmalıdırlar.

 

3-Genç, evliliğin bir takım yükümlülükleri olduğunu ve bunların baskısını hissettiği zaman ister istemez silkinecek ve kendisini toparlayacak, evlilik yollarını arayacaktır.

4- Nişanlılık dönemi bunun için en uygun ve en iyi fırsattır. Bu dönem eğer birkaç ay uzarsa gençler kendilerini daha iyi hazırlar ve kendilerini daha iyi tanırlar. Fakat bu sürenin uzun olması tavsiye edilmez.

 

5- Erkek ve kızın, anne babası ve büyükleri yardım etmelidirler. Yaşamlarının ilk döneminde onların elinden tutmalıdırlar. Yaşam yolunu ve üslubunu değerli evlatlarına öğretmelidirler.

Evlilikte asıl olan, iffetin korunması ve insanın kişiliğinin gelişimidir. Diğer konular detay sayılır. Asıl meseleyi detay için feda etmek doğru değildir. Fakat teferruat sayılan konuların da asıl amaca ulaşmasına ve onunla birleşmesine yardımcı olunmalıdır.

Başkalarının deneyimlerinden, özellikle ebeveynlerin tecrübelerinden ders/ibret alan kimse daha az yanlış yapar ve önünü görür. Medyada görüldüğü gibi de kızların yaşı aslında kimlik yaşı olmadığı durumlarda vardır. Çünkü köyden şehre gelip nüfus dairesine uğramak bazen yıllarını alırdı kimilerinin.

 

Kimi yerlerde de başlık parası alacam diye kızı ateşe atmaktır aslında erken evlilik. Bu konuda toplum olarak gereken tavır, davranış ve tepki sergilenmelidir. Erken evlilik erken yenen meyve gibidir. Ne huzur olur ne bereket. Örf ve adetler olgun yaşta evliliği önerir. Teşvik eder. Başlık parasına kananlar ve ancak cahil olan aileler çocuk yaşta evlendirir sabileri. Ceremesini de toplum ve kendileri çeker. Aileler dikkatli olmalı anne baba konuyu kulak arkası etmemeli. Çocuklar ailenin çiçeğidir. Çiçekler solmasın.

Kalın sağlıcakla.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ