24 Ekim 2017 Salı
Melek Engin Aktemur

Melek Engin Aktemur

aktemurmelek@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bakmak ve görmek

Melek Engin Aktemur

20 Ekim 2013 tarihli yazısı

Doğaya, ağaca, börtü böceğe tefekkürle bakabilmek, ibret almak. Farklı bir gözle görebilmek bir kelebeği, papatyayı veya minik bir kediyi. Uzak göklerden gelip yere konan bir kuşun kana kana su içişini izlemek. Vazifesini yerine getirmek için çiçekleri bir bir dolaşan bir arıyı takip edebilmek gözlerinizle. Gökyüzünün yeryüzüyle buluştuğu yerde olmak. Nazarlarımızı her birine çevirdiğimizde daha nice incelikler görecek, gördükçe tanıyacak ve hayretler içerisinde kalacağız.

 

Modern insan için doğaya zaman ayırmak, sanıldığı kadar kolay değil. Meşgalelerin içerisinde, koşturmacaların yoğunluğunda kaybolan günümüz insanı, en yakınlarıyla bile özel günler dışında bir araya gelecek zamanı bulamıyor. Bir hengâme içerisinde ömür geçiyor. Sorsanız pek çok kişi şikâyetçidir bu durumdan, ama elden ne gelir diye devam eder sitemler. Oysa insanın ruhu da gönlü de ferahlık ister zaman zaman.

 

Zaman olur, bir ev hanımı ev işlerinden bunalır sıkılır. Oflar, poflar, işlerini yetiştiremediğini söyler durur. Zaman olur, iş güç bunaltır bir memuru, bir öğretmeni, bir avukatı; çünkü insan doğasında vardır sıkılmak. Küçük bir değişiklik, ona heyecan katacak, gönlünü şenlendirecek bir şey arar.
Bu ihtiyaç kadın-erkek hepimizde mevcut aslında. Bazılarımız bu ihtiyacı tatille gidermeye çalışırken kimimiz memleket havalarını solumakta bulur çözümü. Bunların faydası olur çoğu zaman. Tebdil-i mekânda ferahlık vardır, sıhhat vardır. Yeni yerler görmek, farklı kültürleri tanımak ve yeni insanlarla tanışıp hasbihal etmek, insanın halet-i ruhiyesini bir anda değiştirir.

 

Hele bir de gözlemci bir yapınız varsa, meraklı biriyseniz, doğayı ve insanları seviyorsanız bu çok daha farklı güzellikler, farklı deneyimler, hoş hatıralar bırakacaktır gönül hanenizde.

 

Evinin bir köşesinde bitki yetiştirenler, her gün çiçek saksının başına merakla gider, sabırla izler çiçeği, bir yaprak açtı mı, tomurcuklandı mı, hemen fark eder. Sevgiyle bekler, her halini sevgiyle kontrol eder bitkinin. Onun dilinden anlar, zaman zaman onunla konuşur, sever yapraklarını, özenle dokunur. Hele bir de tomurcuk çiçeklendiyse, değmeyin bitki sahibinin keyfine, sevincine. Bundan sonra onu daha çok korur. Fazla güneşte kalmamalıdır artık çiçek, zararlıdır zira. Ne çok su vermelidir, ne az, kararında olmalıdır. Çiçeğin hastalığını da bilir sahibi, her canlı gibi bir gün solup gideceğini de.
Bütün bunları bitkilerle ilgilenenler çok daha iyi bilir. İlgilenmek önemlidir, zira ilgi; beraberinde bilginin de artmasına neden olur. Güzel duygular yaşatır, mutlu eder insanı. Manevi bir tatmin sağlar, diyebiliriz ki yaşadığımız şu çağda en çok ihtiyacını hissettiğimiz şey de budur.

 

Mahallenizde hiç kedi var mı? Sabah evinizden dışarı çıktığınızda size canlılığı, bu dünyada sizden başka yaşayan canlıların da olduğunu hatırlatan bir kedi? Hiç gözlemlediniz mi onu? Bazen sofranızdan kalanları verdiğiniz olmuştur belki. Zaman zaman etrafta görmeyi bile istememişsinizdir belki. Onlara sevgiyle baktığınızda, aranızda farklı bir bağ oluşacak. Çünkü sevgi anahtarı, bu dünyadaki tüm kapıları açacak tılsımlı bir anahtar. Öyle bir efsunu var ki sevginin, insan veya hayvanları bir kenara bırakın, cansız nesneler bile etkileniyor. Nasıl mı? Japon bilim adamı Masaru Emoto’nun su deneyini hatırlayın derim. İnsanın fikrinin, sözünün ve enerjisinin doğa üzerindeki etkisini belgeleyen müthiş bir deneydir. Belki başka bir yazımızda bu deney üzerinde durabiliriz.


Sevgi anahtarını kullanarak geçemeyeceğimiz kapı, aşamayacağımız zorluk kalmayacaktır. Modernite içerisinde kendisinden uzaklaşan insan, kişisel gelişim seminerlerinde aradığı tatmini, özgüveni aslında kâinatın özüne inerek bulabilir. Her şeyin özünde bulunan sevgi, yoğun tempomuz içerisinde kaybolan bizlere de pek çok farklı bakış açısı sağlayacak, sıkıldığımız anlarda yeni bir rayiha duyuracak; bir çiçeğin açışında, yağan yağmurda huzuru bulur hale geleceğiz. Yaşamımızın anlamını keşfedecek, sevgiyle yoğrulacak ve belki o zaman bir Mevlana Celaleddin Rumi’yi anlayabileceğiz.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ