22 Nisan 2018 Pazar

Başkanlar Ankara’da Cumhurbaşkanını dinledi

Başkanlar Ankara’da Cumhurbaşkanını dinledi
Siyaset Yazdır

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, İl Gençlik Kolları Başkanı Emre Kahraman ve İl Kadın Kolları Başkanı Serpil Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşma gerçekleştirdiği 120. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı

Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, İl Gençlik Kolları Başkanı Emre Kahraman ve İl Kadın Kolları Başkanı Serpil Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel merkezde 120. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda ki konuşmasını dinlediler. Konuşmasına "Yılın son il başkanları toplantısını yapıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu Yalova ve Karaman il kongrelerimizi yaptık, yarın da Hakkari ve Şırnak il kongrelerimizi gerçekleştiriyoruz. Şahsım bir yandan Sayın Başbakan diğer yandan bundan sonraki hafta sonları da programımız el verdiği ölçüde il kongrelerimize katılmaya devam ettireceğiz." diyerek başlayan Erdoğan, 2018'in kendileri için çok iyi değerlendirilmesi gereken bir yıl olduğunu söyledi.

a

 

“ÇABALARIMIZI KESİNTİSİZ OLARAK SÜRDÜRÜYORUZ”

Erdoğan, 2019'daki mahalli idareler, milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iyi bir netice elde edebilmelerinin, yeni yılda gösterecekleri çabaya bağlı olduğuna işaret etti. Suriye ve Irak'ta durumun giderek kontrol altına alındığını belirten Erdoğan, bölgede Rusya ve İran ile kurdukları güçlü diyaloğun meyvelerini almaya başladıklarını vurguladı. Erdoğan, "Amerika Birleşik Devletleri'yle de hassasiyetlerimize saygı gösterilmesi şartıyla bölgede birlikte çalışmaktan memnuniyet duyarız. Körfez ülkelerinin kendi aralarında birlik ve beraberliği sağlamada, dışarıdan bölgeye yönelen tehditlerin üstesinden gelebilmeleri de mümkün değildir. Biz bu doğrultudaki çabalarımızı kesintisiz olarak sürdürüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

a1

 

DEMOKRASİ TARİHİNE BU ÇOK ÇİRKİN BİR TESPİT OLARAK GİRECEKTİR

Kudüs meselesinin, bölgede zaten sıkıntılı olan durumu, çok daha içinden çıkılmaz bir hale getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye olarak zirve dönem başkanı olduğumuz İslam İşbirliği Teşkilatını harekete geçirerek, Kudüs'ü Filistinlilerin başkenti olarak ilan etmek suretiyle bu durum karşısındaki tavrımızı net bir şekilde ortaya koyduk. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Amerika'nın vetosu üzerine bu konuda bir karar alamadı. Biz, 'Dünya 5'ten büyüktür' derken işte tam da bu durumu kastediyoruz. Buradan bir kez daha hatırlatıyoruz ki dünya 5'ten büyüktür. Hele hele 1'den hayli hayli büyüktür, 196 kez büyüktür. Amerika'nın konunun Genel Kuruldaki görüşme öncesinde gösterdiği tavır da insanlığın vicdanında derin yaralar açmıştır. Demokrasi tarihine bu çok çirkin bir tespit olarak girecektir. Ve affedilmez bir tespit olarak demokrasiler tarihinde yerini alacaktır. 'Ben güçlüyüm, benim nükleer başlıklı silahlarım var, benim her türlü uçaklarım, bombalarım var'. Bunlar size güç kazandırmaz. İşte yanınızda sadece İsrail'i bulursunuz veya ona benzer beş altı ülkeyi bulursunuz, bununla beraber karşınızda 128 ülkenin dimdik ayakta durduğunu gösterir."

a2

BEYAZ SARAY TELEFONLARIN BAŞINA GEÇTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çekimser davranan veya katılmayanların yerinin de büyük ihtimalle 128'in yanı olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: "Bizim son ana kadar tespitimiz 160 ila 190 arası, oradan bir kabul oyunun çıkacağı istikametindeydi. Ama Beyaz Saray telefonların başına geçti, oradan bu ülkeleri tek tek tehdit ettiler, açıktan tehdit ettiler. 'Biz, hem dolarları vereceğiz buna rağmen bizim karşımıza dikilecekler.' dedi. İnsanoğlunun hele hele devletlerin demokratik iradeleri ne zamandan beri paralarla satın alınmaya başlandı. Şunun bir defa bilinmesi lazım; demokrasi, iradelerin satın alındığı bir anlayış, bir sistem, bir rejim değildir. Eğer böyle yaklaşanlar varsa onlar da dersini almaya mahkumdur. Hiçbir ülkenin açık hukuksuzluk ve adaletsizlik örneği olan bu tür durumlarda, mali ve siyasi gücüne güvenerek tüm dünyayı pervasızca tehdit etmeye de hakkı yoktur." Bu tür şantajların, uluslararası sistemin omurgasını oluşturan Birleşmiş Milletler gibi kurumların, tüm ülkelerin iradesini yansıtma vasfına darbe vurduğunu belirten Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, tehditlere rağmen, onurlu bir duruş sergileyerek, 128 kabul oyuna karşı 9 ret oyuyla Kudüs ile ilgili kararı kabul etmiştir." dedi.

a3

 

TEMENNİ EDERİM Kİ ABD BAŞINI İKİ ELİNİN ARASINA ALIR

Erdoğan, kabul oyu kullanan tüm devletleri tebrik ederek, şahsı ve milleti adına bu ülkelere özellikle şükranlarını sundu. Böylece Amerika'nın, Kudüs ile ilgili attığı adımın hukuksuzluğu ve uluslararası toplum tarafından meşru görülmediğinin Birleşmiş Milletler tarafından da ortaya konduğunu vurgulayan Erdoğan, "Temenni ederim ki Amerika Birleşik Devletleri başını iki elinin arasına alır, bu durumu değerlendirir, 'ya dünya böyle düşünüyorsa bu kadar bu işe 'hayır' diyorsa, demek ki bu ülkeler hiçbir zaman Kudüs'e gelmeyecek. Öyleyse bizim de bu attığımız yanlış adımdan geri dönmemizde fayda var.' demesi inanıyorum ki oradaki Trump iradesinin doğru tecellisi anlamına gelir. Dünyamızın yakın tarihi bu tür güç gösterilerinin acı sonuçlarıyla doludur." diye konuştu. Türkiye olarak, uluslararası hukuka ve uluslararası kurumların bu hukuku işletme gücüne olan inançlarını muhafaza etmek istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunun da Kudüs meselesi gibi herkesin üzerinde ittifak ettiği konularda adil kararlar alınıp, uygulanmasından geçtiğini ifade etti. Zulümle abad olunmayacağının bilinmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Tarihte baktığımızda mazlumun ahını alıp da iflah olan hiç kimseyi bulamazsınız. Bugün de aynısı olacaktır. Filistin'de dipçik darbeleriyle canları yakılan çocukların, Suriye'de bombardımanla yıkılan evlerinin harabeleri içinden cansız bedeni çıkarılan masumların, Irak'ta evlatlarını kendi elleriyle toprağa veren gözü yaşlı ihtiyarların ahı arşa yükselirken, kimse huzurla hayatına devam edemez." diye konuştu.

a4

 

TÜRKLERİ ÇOK SEVİYOR VE VATANDAŞLIK İSTİYOR

İsrail askerleri tarafından gözaltına alınıp serbest bırakılan ve psikolojik destek için Türkiye'ye getirilen down sendromlu Filistinli Muhammed et-Tavil'in salondaki perdeye yansıyan fotoğrafını gösteren Erdoğan, Muhammed'in dün kendisini ve bakanları ziyaret ettiğini hatırlattı. Muhammed'in "bir başka" olduğunu aktaran Erdoğan, "Nerede İsrail askeri bir saldırıya geçiyorsa Muhammed orada. Muhammed oraya gidiyor ama kurşun falan isabet etmiyor veyahutta oralardan sağ salim Muhammed gene çıkıyor." dedi. Muhammed'in ziyarete geldiğinde kendisini görünce tekbir getirdiğini anlatan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür." dizelerini okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte bir tarafta iman, öbür tarafta imansız paslı yürek var. Olay bu. İnşallah Muhammed bizim misafirimiz ama bizden bir de vatandaşlık istiyor. Burayı çok seviyor. Türkleri çok seviyor ve vatandaşlık istiyor." ifadelerini kullandı.

Kudüs direnişinin sembol ismi Fevzi el-Cüneydi'nin de fotoğrafını gösteren Erdoğan, Cüneydi'nin gözlerinin bantlanıp, dipçikle vurularak yaralandığını belirtti.  Fotoğrafta 20 asker olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Şimdi bunlar terörist değil de kim terörist? Bize bazıları hukuk dersi vermek istiyor. İsrail terör devleti, zaten bunlar işgalci. Burada 14-15 yaşındaki bu çocuğa, eli silahlı her türlü teçhizatla beraber, insaf edin, bu yapılan nedir? Bu terörün bir örneği değil mi? Şimdi ben de buradan Sayın Trump'a sesleniyorum, Sayın Trump bunları sen görmüyor musun? Biz görüyoruz sen görmüyor musun? Bunlara siz eyvallah mı edeceksiniz, niçin bunlara sessiz kalıyorsunuz? Zulme rıza zulümdür, bu böyle bilinmeli. Bu bir mazlumdur, bu bir terörist değildir. Dolayısıyla bu mazluma karşı bu tavrı ortaya koyan İsrail askeri de burada teröristtir." Bu durumun ulusal ve uluslararası her yerde seslendirilmesinin gerektiğini belirten Erdoğan, "Ne yapacağız, böyle bir zulmü gördüğümüz zaman? Ya elimizle müdahale edeceğiz, gücümüz yetmiyorsa, dilimizle müdahale edeceğiz, ona da gücümüz yetmiyorsa, ah edeceğiz içimizden. Gereğini yapacağız." dedi. Bir annenin kucağındaki çocuğunu korurken, dipçikle dövüldüğünü de hatırlatan Erdoğan, "Nerede dünyadaki kadın hakları savunucuları? Niye sesiniz çıkmıyor? Bu tür şeyler Türkiye'de olduğu zaman dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz. İsrail'de olduğu zaman hani sesiniz? Niye yoksunuz? Niye bağırmıyorsunuz? İşlerine gelmez. Çünkü bunlar nokta, nokta, nokta tek millettir, onun için." değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Avrupa'da sınır kapılarında, dikenli teller önünde köpeklerle sıkıştırılarak, umutları söndürülen mültecileri ve Myanmar'daki katliamdan kaçarken, çamurlu sularda son nefesini veren Arakanlıları bir an bile akıllarından çıkarmadıklarını belirterek, bölgeye gerçekleştirilen ziyaretleri anımsattı.  Son olarak Başbakan Binali Yıldırım'ın Bangladeş'te Arakanlı Müslümanların yaşadığı kampları ziyaret ettiğini hatırlatan Erdoğan, bunu İslami, insani ve vicdani bir görev kabul edip, bu görevin gereğini yerine getirmeye çalıştıklarını vurguladı.

a5

 

BİZ ASLIMIZI İNKAR EDEMEYİZ

"Dünyada şu anda en az gelişmiş ülkelere yardımda bir numara Amerika gözüküyor ama milli gelire oranla baktığımız zaman bir numara Türkiye." diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunu yaparken acaba birileri ne der, nasıl bakar değil, 'veren el alan elden üstündür' anlayışıyla yapıyoruz. Bu bizim ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz, inancımızda kaynağını bulduğumuz, kültürümüzde izlerini sürdüğümüz, yüreğimizde daima yaşadığını hissettiğimiz hasletimizin karakterimizdir. Eğer aksi yönde davranırsak, kendi kendimizle çelişmiş, özümüze aykırı hareket etmiş oluruz. Biz buyuz. Aslını inkar eden haramzadedir. Biz aslımızı inkar edemeyiz. Dolayısıyla bizim bu konularda izlediğimiz yol, siyaset olmanın veya siyasi olmanın ötesinde milletimizin hissiyatını hayata geçirmektir."

Orhan Seyfi Orhon'un, "Milletin kalbinde yer etmez keder / Asırlar değişir, seneler geçer. / Ne kadar karanlık olsa geceler / Mümkün mü sonunda sabah olmasın." dizelerini hatırlatan Erdoğan, asırların, senelerin geçtiğini ama sonunda mutlaka her gecenin sabaha döndüğünü aktardı.

"Bugün yürüttüğümüz mücadelenin milletimiz ve tüm kardeşlerimiz için gecenin sabaha dönüş müjdesini verebilme mücadelesidir." ifadesini kullanan Erdoğan, "Türkiye'nin en büyük handikabı düşmanlarının büyüklüğü veya gücü değil, kendi içindeki gafilleri uyandırmakta yaşadığı zorluktur. Bakınız bugün ülkemiz, sınır güvenliğinden, ekonomiye kadar her alanda çok önemli bir mücadele yürütüyor." diye konuştu. Erdoğan, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın TBMM'de "Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa, bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim." şeklindeki konuşmasını salondakilere dinletti. Erdoğan, "Adam sirkatin söylüyor, şecaat arz ederken. Şu hale bak. Benim aziz milletim, affedersin bu kadar güzellikler yapılırken, onu kötüleyene 'iyi yaptın' der mi? Demediği için zaten sizi on yıllardır bu ülkede iktidar yapmıyor, akıllanın, akıllanın." ifadelerini kullandı. "Hamdolsun böyle muhalefet var. Bunlar olsun ki AK Parti de hizmete devam etsin. İşte Türkiye'deki ana hıyanet bu, ana muhalefet bu. Buyurun, her şey açık, net ortada." diyen Erdoğan, gerçekten üzüntü verici bir manzarayla karşı karşıya olduklarını belirterek, bunları da aşma temennisinde bulundu.

a6

 

2019'DA SANDIKLARI PATLATAN BİR MİLLET OLACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de en büyük sıkıntının "anamuhalefet sıkıntısı" olduğunu belirterek, "Aşacağız bunları tabii. Nasıl aşacağız? AK Parti daha da güçlenerek aşacak. Artık yüzde 52'nin değil inşallah daha üzerinde oy oranıyla Allah nasip ederse 2019'da sandıkları patlatan bir millet olacak, ben buna inanıyorum." diye konuştu.

 

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim ana muhalefetimizin gündemine bakıyoruz gerçekten üzüntü verici bir manzarayla karşılaşıyoruz. Her zaman ifade ediyorum, biz, bunların söylediklerine cevap vermekten utanç duyuyoruz ama meydanı iftiracılara bırakmamak için bu cevapları vermeye mecburuz. Ana muhalefetin başındaki zat geçen gün bir televizyon programında önümüzdeki seçimlerde Türkiye'nin önünde iki tercihten birini yapacağını söylüyor. Türkiye'nin bu iki tercihten birinin gereğini yapmasını ifade ediyor. Bunları da demokrasiden yana olanlar ile otoriter rejimden yana olanlar olarak ifade ediyor. Şimdi bir insan demokrasiye gerçekten inanıyorsa milletin tercihine, ne yapar, saygı duyar. Eğer inanıyorsa. Bu tercihi sizin istediğiniz gibi olduğunda adına 'demokrasi' başka türlü tezahür ettiğinde adına 'otoriterlik' derseniz siz demokratik değil faşist olursunuz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu bakımdan CHP, tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi tekrar hızla faşizme kayıyor. Cilası sosyal demokrat olan ama altını kazıdığınızda en müptezelinden bir faşizm çıkan böyle bir partinin diğer söylediklerini ciddiye almak zaten mümkün değildir." dedi.

 

YOLSUZLUKLARI İBRA ETTİĞİNİN FARKINDA DAHİ OLMAYAN KARİKATÜR BİR TİP VAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, düşünce özgürlüğü gibi kavramları dilinden eksik etmeyenlerin, icraatlarına bakıldığında terör örgütlerini, darbecileri savunmak için Ankara'dan İstanbul'a el ele tutuşmuş, terör örgütünün arkasında olduğu tiplerle beraber yürüdüklerini ve bunun adını da "adalet yürüyüşü", "hukuk devleti talebi" koyduklarını hatırlattı.

Erdoğan, "İşlerine geldiğinde yargı kararlarını örnek gösterirler ama işlerine gelmediğinde yargıya en galiz ifadelerle saldırmaktan geri durmazlar. Bunlar için düşünce özgürlüğü sadece kendi düşüncelerini ifade etme, karşıt düşüncelere de hakaret etme özgürlüğüdür. Gece-gündüz yolsuzluk, usulsüzlük türküsü çağırırlar, kendi belediye başkanları bu suçlardan gözaltına alındığında hemen ağlaşmaya başlarlar. Karşımızda 'dosyaları aldım, inceledim bir şey göremedim' diyerek yolsuzlukları ibra ettiğinin farkında dahi olmayan karikatür bir tip var." ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun günlerce yakınlarına yönelik, "Yurt dışından yapılan havalelerin belgesini açıklayacağım." yaygarasını yaptığını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben de kendisine meydan okudum, 'Eğer söylediklerin doğruysa makamı da siyaseti de bırakacağım. Yalansa sen de aynısını yapacak mısın' diye sordum. Sonra elinde salladığı kağıt parçalarının konuyla ilgisinin olmadığı anlaşıldı ama zat büyük bir pişkinlikle yoluna devam etti. Zaten en büyük özelliği bu. Arasanız piyasada bulamazsınız bu tipleri. Hala aynı zırvaları geveliyor. Bu zat ömründe devletten aldığı maaş dışında anlının teriyle bileğinin ve yüreğinin gücüyle tek kuruş kazanamamış, ticaret yapamamış, risk alamamış, şirket kurmamış birisidir. Ama bir yaşındaki torununu devletten SSK'lı yapacak kadar da cesurdur, 14-15 yaşındaki oğlunu SSK'lı yapacak kadar da cesurdur."

 

ZERRE KADAR BİR FİKRİ YOKTUR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunların kayıtlarda bulunduğuna, Meclis'te bunların belgeleriyle anlatıldığına işaret ederek, "Dolayısıyla kendisine söylenenlerin, eline tutuşturulan kağıtların ne anlama geldiğine dair zerre kadar bir fikri yoktur. Siz bakmayın onun 'hesap uzmanıyım' diye afra tafra sattığına. Geçen gün Başbakanımız Meclis'te onun hesap uzmanlığını şöyle bir silkeleyip eline verdi." değerlendirmesini yaptı. Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarına yönelik, "Söylediği her rakam, ifade ettiği her bilgi, kurduğu her ilişki yanlış. Bu kadar yanlıştan çıka çıka ancak işte bu karikatür tip çıkıyor. İşin içinde ticaret, şirket, risk, alma-satma olmadığı halde kendi yakınlarının yediği haltların hesabını hala veremedi. Buna rağmen hala rızkını ticaretle kazanan kişilere çamur atmayı sürdürüyor." diye konuştu. Kılıçdaroğlu'nun bu kadarla da kalmayıp gözünü Suriyeliler için harcanan paraya diktiğini ve bunun hesabını sormaya kalktığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz diyoruz ki bu paranın içinde milletimizin yaptığı yardımlar da var. Bunları AFAD Başkanımız, Başbakan Yardımcımız bütün hepsi müşterek çalışmalarla açıkladılar. Burada Kızılay'ı, Diyanet Vakfı, bütün STK'lar, belediyelerin yaptığı yardımlar vesaire hepsi var. Bu zat hala ısrarla soruyor, 'Nerede bu 30 milyar dolar?' Tabii niyet kötü, kendisi de bu paranın hesabını aslında biliyor ama böyle diyerek hem Suriyelileri tahrik etmeye, hem de milletimizin kafasında soru işaretleri oluşturmaya çalışıyor. Bunun adı fitnedir, kendi ülkesine ihanettir. Bu tarz siyaset ancak vicdanı nasır tutmuşların yapabileceği ırkçı, faşist bir siyasettir."

 

BU İŞ ÖYLE 'ŞU ŞU İLLERİ ALACAĞIZ' DEMEKLE OLMUYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asla böyle bir siyaset yapmayacaklarını vurgulayarak, "Seçimlerde milletimiz bu zata hak ettiği dersi bir kez daha verecektir. Bu iş öyle 'şu şu illeri alacağız' demekle olmuyor. Bu partinin belediyeciliğini de iktidarını da biz geçmişten çok iyi biliriz. Milletimizin bunlara değil şehirlerin ve ülkenin yönetimini emanet etmek mevcut belediyelerini bile sürdürmesine izin vereceğini sanmıyorum." değerlendirmesini yaptı.

 

Erdoğan, şöyle devam etti:

"İdeolojik fanatizmle kazandıkları belediyelerde belki birkaç istisna dışında nasıl bir başarısızlık sergilediklerini, nasıl boğazlarına kadar çamura battıklarını hep birlikte görüyoruz, takip ediyoruz. 2002'de, 2004'te, 2007'de, 2009'da, 2011'de, 2014'te, 2015'te ne olduysa 2019'da da o olacaktır ey Kemal. Bu kadro Allah'ın izniyle yoğun bir çalışmayla 2019'un Mart'ında, Kasım'ında gerekli dersi milletimle bütünleşerek bunlara verecektir. İnşallah, milletimiz bir kez daha bunlara ağızlarının payını verip, yerlerine oturtacak. Bu zat da büyük bir pişkinlikle o koltuğu işgal etmeye devam edecektir. Yine çıkar yalan söyler ha, 'şu kadar alamazsam' yine diyebilir. Onunla o adeta pişkinlik sergiliyor. Hiç kimse aldanmasın. Alıştık bunun yalanlarına. Akşam başka sabah başka. Yine söylüyorum ama bu defa olay farklı olacak. Çünkü artık gidebileceği herhangi bir yer kalmayacak." Buradaki konuşmasında "Ana muhalefet partisinin ve ona akıl verenlerin yeni oyunlar peşinde olduklarının işaretlerini alıyoruz." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bunlar kendi aralarında birlik olsalar dahi, AK Parti'nin ve ülkemizin geleceği için bizimle birlikte hareket eden yerli, milli güçlerin üstesinden gelemeyeceklerini bildikleri için gözü bize dikmiş durumdalar. Bir de yerlilik ve millilik. Bunu da bizden çalmaya çalışıyor. Dur bakalım, onun patenti  bizde. Öyle kolay kolay alınmaz, bu yaşanır. Bu konuşulmaz. Siz ne yaptınız ya, sizin tarihinizi, geçmişinizi biliyoruz. Hiçbir zaman yerli, milli olamadınız ama bu hareket, bunların üzerine kuruldu ve öyle gelişti. Öyle geliştiği içindir ki hamdolsun yüzde 34,4'ten yüzde 50'ye kadar parti olarak, yüzde 52 olarak da Cumhurbaşkanı olarak çıktı. AK Parti'yi kendileri gibi kırk yamalı bohça sandıkları için 'bu yamalardan acaba biz de birkaçını koparabilir miyiz' hesabı yapıyorlar." AK Parti'nin gücünü milletten alan, tüm saldırıların üstesinden milletten aldığı destekle gelen bir parti olduğuna işaret eden Erdoğan, AK Parti'nin milletle birlikte vesayetin tüm ayak oyunlarının üstesinden geldiğini, sokakları kaosa sürüklemek isteyenleri, terör eylemleriyle vatana göz koyanları tepeleyip geçtiğini, darbecilere ülkeyi dar ettiğini söyledi. 

 

HAK YOLUNDA VERİLEN MÜCADELEDE BU CEPHE SARSILMADI

Darbecilerin halen cezaevlerinde, bir kısmının da yurt dışında olduğunu dile getiren Erdoğan, DEAŞ, PKK gibi terör örgütleriyle bütün mücadelenin ülkenin dört bir yanında devam ettiğini, bunlara göz açtırmayacaklarını vurguladı.  Şehitlerin de olduğunu anımsatan Erdoğan, İstiklal Marşı'nın "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda." mısralarını okudu.  Mehmet Akif Ersoy'un "Birlik" şiirini de okuyan Erdoğan, "Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki cihat yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz. Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun, meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun. Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa, denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa, bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar, taşıp da kaplasa afakı bir kızıl sarsa, değil mi cephemizin sinesinde iman bir; Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir; Değil mi sinede birdir vuran yürek, yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz." ifadelerini kullandı. Hak yolunda verilen mücadelede bu cephenin bugüne kadar sarsılmadığını, bundan sonra da sarsılmayacağını bildiren Erdoğan, il başkanlarına çalışmalarında başarılar diledi. 

 

2019'UN BAŞARILARLA DOLU OLACAĞINA İNANCIM TAM

İl başkanlarından bir ricası olduğunu kaydeden Erdoğan, 2017 yılının bittiğini, 2018'in seçim öncesi son yıl olduğunu hatırlattı.  "Adeta bu bizim için finiş diyebiliriz" ifadesini kullanan Erdoğan, kongrelerle gelen yeni, dinamik ekiplerle birlikte 2019'a çok iyi girmeleri gerektiğini aktardı.  Erdoğan, 2018'in son çeyreğinin, mart seçimlerinin kampanyalarının başladığı dönemler olacağını belirterek, şimdiden çalışmaların çok çok iyi götürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Halk ile bütünleşme ve kucaklaşmanın önemine değinen Erdoğan, "Hiçbir ayrıma tabi tutmaksızın her yere ulaşmak bizim en önemli meziyetimizdir, bunu başaracağız. Gerek ana kademe gerek kadın kolları gerek gençlik kolları yılmadan, usanmadan bu çalışmaları sürdürmemiz lazım. 2019'un başarılarla dolu olacağına inancım tam." şeklinde konuştu. Geçen akşam Gençlik Kolları MKYK'sı yaptıklarını aktaran Erdoğan, "Rabbime hamdettim. Kalifikasyonu bu kadar yüksek bir merkez karar yönetim kurulu... Nitelik itibarıyla bu kadar güçlü niteliğe sahip bir MKYK'sı olan gençlik kolları hiçbir siyasi partide yoktur, olamaz. Bu niteliği nicelikle daha da güçlendirmek lazım. Bütün illerimizde bunu çok çok hareketli hale getirmemiz lazım. Aynı şey kadın kollarımızda da..." ifadelerini kullandı. Katıldığı bütün il kongrelerinde gördüğü heyecan ve coşkunun kendisini mutlu ettiğini belirten Erdoğan, soğuğa rağmen salonun dışında da kongreye gelen misafirlerin varlığına dikkati çekti.  Seçim heyecanının şimdiden Türkiye'yi sardığını dile getiren Erdoğan, "Şimdi küvetteki sabunlu suyu, köpükleri sakın ha sakinleştirmeyin aynı şekilde yola devam edin." dedi. 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Duru Park Davetiyem Beykar bbs inşaat
Ekcan Medicalpark ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr BasiskeleSanayi